YABANCILARA VE KARŞITLARINA GÖRE ATATÜRK VE İSLAM ( 3 )

YABANCILARA VE KARŞITLARINA GÖRE ATATÜRK VE İSLAM ( 3 )    :

Bismillah. Allah'a hamd, Allah'ın resulüne salat ve selam olsun arkadaşlar. Sizlere de

hayırlı akşamlar. Atatürk ve İslam ilişkisini konu aldığımız dizide 3. bölüme geldik. Bu

bölümde Atatürk İslam ilişkisi hakkında yabancılar ne diyor demeye gayret edeceğiz inşallah. Eğer

yetiştirebilirsek bu akşam olmazsa pazar akşamı 4. bölümde ve bu diziyi bitirirken son olarak böyle

başlı başına uzun boylu değil de sembolik diyebileceğim üç tane örnek tespit ettim. Bu konuyla ilgili

Atatürk karşıtları ne diyor diyeceğiz. Çünkü bu konuyla ilgili Atatürk karşıtlarının ne dediği aslında

bilinmeyecek, merak edilecek bir mesele değil ama meselenin bütün alt başlıklarıyla beraber

bütünlüğünü temin edebilmek adına sembolik de olsa kısaca ondan da söz etmek istedim. Tekrar

hatırlatayım. Atatürk İslam ilişkisinde Atatürk aslında çok dindar bir Müslümandı. genel iddiasına,

argümanına destek verecek nitelikteki paylaşımlara bu programda daha önceden de arz ettiğim

sebeplerden ötürü özellikle yer vermedik. Bir bunlar resmi ideolojinin eğitim müfredatına dahil olduğu

için siz hepiniz zaten ilkokul 1'den üniversite son sınıfa kadar bununla ilgili derslerde birçok şeyler

öğrendiniz ister istemez mecburen. İkincisi işte bu birincinin verdiği avantajla da süreyi daha fazla

uzatmamak için çünkü şu anki görünüme göre 4 programa herhalde devam etmemiz gerekecek. Böyle

bir uygulamaya gittik. Onlar zaten biliniyor diye. Yoksa yani Atatürk İslam ilişkisine dair

elimizde sadece Atatürk'ün İslam'dan uzak olduğu manasını ifade eder.

Nitelikte tarihi malzeme yoktur. Öteki türlüsü de vardır. Ama onları zaten biliyorsunuz diye varsaymış

olduk. Şimdi bu zorunlu açıklamadan sonra hızlı arkadaşlar bu akşamki mevzumuza gelecek olursak

1.Gotthard  Jaschke. Kim bu? literatürü yani yakın tarih literatürü birazcık bilenlerin bile mutlaka aşina

oldukları bir isim. Türkiye uzmanı bir Alman oryantalist kitaplarının büyük kısmı devlet tarafından

yayınlanmıştır. Yani mesela İstiklaler Kurtuluş Savaşı kronolojisi gibi, Milli Şef dönemi kronolojisi gibi

kitapları Türk Tarih Kurumu yani Devlet Yayını olarak çıkmıştır.

Yani Alman oluşunu, kitaplarını devletin yayınlamış oluşunu göz önünde bulundurursak

bu ismi ilk defa duymuş olanlar için söylüyorum. Acaba işte bu Atatürk  çağdaşlık düşmanı bir

yobazmıdır falan diye herhalde kimsede bir zan tahmin oluşmayacak. Alıntı yapacağım kitap arkadaşlar

daha doğrusu kısaca bahsedeceğim.

Jaschke'in Yeni Türkiye'de İslamcılık isimli klasikleşmiş eseri Sayfa 39. Jaschke'in iddiası. Atatürk'ün 

dinsiz olduğu diyor batı basınında ünlüydü. Şimdi bu büyük bir iddia. Atatürk'e ait

ve dinsizlik ithamı içerdiği için ve genelleme yaptığı için yani batıda bir kısım gazeteler falan değil

Genel olarak Batı basını diyor bu konuda çok fazla yayın yaptı. Ünlü idi. Hemen girelim bunun

ayrıntılarına Demirer ve  Uluçevik soy isimli iki yazarın ortak eseri. Atatürk İnönü Bayarlı

yıllarda Türk Amerikan ilişkileri. Meraklısıysanız tavsiye ederim arkadaşlar. Bu yeni bir yayın. Sayfa

134. 1921 senesi Martında İstiklal Harbi henüz devam ederken Ankara'da kendisini ziyarete gelmiş olan

bir Amerikalı gazeteciye vermiş olduğu mülakatta Atatürk harp bittikten sonra kuracağı rejimin

İslam'dan arındırılmış laik bir rejim olacağını, kendisinin kişisel olarak dinle hiçbir ilgisinin olmadığını,

İstiklal Harbi sürecinde de İslam'ın bir etkisi olmadığını söylüyor. Ünlü Amerikalı edebiyatçı Ernest

Hemingway savaş üzerine isimli işte 1. Dünya harb ve devam eden yıllara ait

notlarını toplamış olduğu kitabında Türkçeye çevrilmiş. Sayfa 424.

1922 ekimine geldik. Yani gene Amerikalı. Mart 21 olduğuna göre demek ki yaklaşık 1,5 sene sonra

Hemingway İstanbul'da bir Amerikan savaş gemisinde yedek subaylığını yapıyor ama gene Amerika'da

bazı gazetelere yazmaya devam ediyor. Bunu hem kitabını almış hem o sırada muhabirliğini yaptığı

Amerikan gazetesi de yayınlanmıştır güncel olarak. diyor ki özet olarak Mustafa Kemal Paşa ve ekibi

ateist, mason, İslam düşmanı. Dünya Müslüman halkları onun gerçek yüzünü anlamaya başladılar ve

giderek tepki gösteriyorlar fena halde Kemalist gazeteci yazar Orhan Koloğlu Cumhuriyetin ilk 15 yılı.

Sayfa 134. Sene 1925. Meşhur New York Times.

Kemal Paşa ve çevresi ateisttir diyor.Klaus Gunter yani zannediyorum halen hayatta olan bir Alman

tarihçi. Atatürk isimde bir biyografi yazmış. Bunu İletişim Yayınları Türkçede yayınladı. Sayfa 286.

1929'a geldik. Aslında bu paylaşacağım bilgi birçok kaynakta kendisini ifade eder. Yahudi kökenli

dönemin ünlü Alman gazetecisi ve biyografi yazarı Emil Ludwig ile bir röportaj yapıyor Atatürk.

Bu bir Paris gazetesinde ilk önce. Sonra ondan alıntılayarak yani hem Atatürk konusu cazip olduğu için

hem de Emil Ludvik arkadaşlar o tarihlerde dünya çapında şöhret sahibi birisi.Mesela Stalin röportajı da

çok ünlüdür hem de yazarın şöhretinden ötürü birçok gazete o Paris gazetesinden

alıntılıyorlar bu ünlü mülakatı. Konumuzu ilgilendiren kısmı Ludwig diyor ki Kemal Paşa ateist ve

pozitivist olduğunu defalarca tekrar etti. Yani bu konuda herhangi bir çekincesi yok. Herhangi bir

herhangi bir gizleme saklama gayreti yok. yayınlanacağını bilerek haliyle bir gazeteciye verdiği bir

mülakat bu. Defalarca söyledi diyor. Yayınlanıyor.

Şimdi günümüzün ulusalcılarına yardım açısından şu notu düşeyim arkadaşlar. Yani onların bilgi ve

idrak seviyelerini göz önünde bulundurarak. Çünkü hani zülfiyare dokunduğunda kendilerini temize

çıkartmak için ve sevdiklerine hep şu savunma argümanına yapışırlar. İşte bunlar batılıların iftiraları

olamaz. Bir Ludwig o tarihte dünya çapındaki şöhretini böyle açık açık yalanlanacağı belli

iftiraları yayınlayarak tehlikeye atmaz. İki, diyelim ki yaptı.

E o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Dışişleri Bakanlığı da armut toplamıyordu.

Yalanlama yayınlardı. Gerekirse Fransız mahkemelerini devreye

sokardı. bunu milletlerarası, devletler arası bir siyasi sorun haline getirirdi.

O tekzibi aynı gazetede yayınlattırırdı. Derdi ki yani işte bizim cumhurbaşkanımıza iftira etmiş. 

O dinsiz değildir. Böyle bir iddiada da bulunmadı falan falan falan. Bunların hiçbiri

olmadı. Artı bir gazeteden, bir gazeteciden sadece bir olaydan bahsetmiyoruz arkadaşlar. Yani şunu ilave

edeyim ne yaşadığı dönemde ne vefatından bugüne kadar geçen süreçte Atatürk dindar bir

müslümandı." diyen bir batılı gazete gazeteci örneği, tarihçi ve yazar örneği ben görmedim bugüne

kadar. Çeşitli alt başlıklarıyla devam edeceğiz. Yani batılılara mensup olan ister gazeteci ister yazar ister

diplomat şahısların tamamı bir şekilde Atatürk ve İslam konulu bir şeyler yazmışlarsa, bir

değerlendirme yapmışlarsa benim şu ana kadar bilebildiğim kadarıyla istisnasız tamamı

Kemal Atatürk'ün bir ateist olduğunu ifade ediyorlar. Ve arz ediyorum örneklerini. Bunların

önemli bir kısmı Atatürk'ün sağlığındayken yayınlanıyor ve yayınlanmış olan bu çok sayıdaki

değerlendirmeye Türkiye'den ne devlet olarak ne Cumhurbaşkanı Atatürk olarak kişisel

hiçbir yalanlama, hiçbir tepki gitmiyor.

Mustafa Yılmaz, İngiliz Basını ve Atatürk'ün Türkiye'si sayfa 85 ve 96'dan

nakledeceğim. Atatürk dönemine ait çeşitli İngiliz gazetelerinde bu konuyla ilgili çıkmış

olan yazılardan arkadaşlar iki tane örnek. Sayfa 85 demiştik. Bugün hala yayın hayatında olan ünlü

gazete The Observer'a göre Mustafa Kemal Türkiye'nin gençlerini sahip oldukları inançları sarsarak

materyalizme eğitmekteydi. Özgün Kaynak 110 no'lu Dipnot. Evet. Düşenmeyim. Ona

da bakayım arkadaşlar.

The Observer'ın hangi tarihli sayısında çıkmış?

1929. Evet.

Sonra ikinci örnek

Contemporary Review. Yani bu herhalde daha küçük çaplı bir dergi olsa gerek.

Michael Lankley yazmış. diyor ki, "Batı düşüncesi ve yaşam

tarzının ani patlaması ve bunun yanında Sovyetlere olan sempati

Mustafa Kemal'le din karşıtı bir tutumu alevlendirdi. Fakat Mustafa Kemal Paşa'nın din

alanında yaptığı reformların aceleciliği İngiliz basınında bazı endişeler yaratmaktaydı." Bu yazarın

ilavesi. Örnek 1935 yılında spectatorun editörü Sir Evelyn Wrench Mustafa Kemal Paşa'nın

gerçekleştirdiği inkılaplar ve yeni yapılanma modelinin dinin toplum üzerindeki etkisini azaltmaya

yönelik faaliyetler olduğunu, insanların vicdanlarında yer alan inanışa müdahalenin zaten mümkün

olamayacağını söylüyor. Yani insanın kalbini değiştirmek. Evet. Bugün için de mümkün değil.

Türkiye'yi 1935 yılında ziyaret ederek özellikle gençlerle görüşmüş olan

Frauline Lilo Linke bu arkadaşlar ünlüdür. Bir Alman kadın yazar, gazeteci. International Affairs'te bu

gençlerde dine karşı herhangi bir ilgiye rastlayamadığını yazmaktaydı. Froline Linke bu gençlerin tek

dininin milliyetçilik olduğunu ve yine onlar için Mustafa Kemal Paşa'nın Allah yerine

haşa geçtiğini ifade etmekteydi. Bu gazetede yayınlanan yazısından bağımsız asıl Linke'nin ünlü kitabı

vardır. Bu kitap Türkçeye de birkaç sefer çevrilmiştir. Ama ilginç Türkçe

çevirilerinin hiçbirine kitabın özgün ismi konmamıştır.

Kitabın özgün ismiyle alakası olmayan yani o çevirilerden biri şöyle Mustafa Kemal'in Türkiye'si gibi

kitabın özgün ismiyle alakası olmayan çok uçuk bambaşka isimler konmuştur. Benim

bildiğim böyle iki tane edisyon var. Çünkü arkadaşlar Linke'nin kitabının özgün ismi Allah tahtından

indirildi. Mustafa Solak, Atatürk ve Ayasofya, sayfa 100. 1935 Ekimi, Ayasofya Müzeye

çevrilmiş vaziyette. Bununla ilgili New York Times'ta çıkan haber

yani Ayasofya ile ilgili haberin içerisinde New York Times Atatürk'ün Kur'an'ı küçümseyerek yere attığı

bilgisini, iddiasını paylaşıyor. 1937 senesinde devlet tarafından yani Atatürk henüz hayatta onun

cumhurbaşkanı olduğu Türkiye Cumhuriyeti hükümetine bağlı Dışişleri Bakanlığı ya da

düzeltiyorum basın yayın genel müdürlüğü tarafından yayınlanmış olan bir derleme. Yabancı

gözüyle Cumhuriyet Türkiye'si. Yani bunun yeni baskısını göstereyim de ben size. Çünkü bu devlet

yayını Sayfa 108. İngiliz The Spectator

gazetesinin ya da dergisinin 25 Haziran 1937 tarihli nüsasında yayınlanmış. Rom Land isimli bir yazara

ait olan Kemalizm Ruhu isimli makaleden okuyorum arkadaşlar. Bunu çevirmiş.

Atatürk döneminde Türk devleti de yayınlamış. Atatürk'ün şahsen din meselesini münakaşa etmek

istediği görülüyor. Bu mevzu hakkında kendisine gönderdiğim sorulara cevap alamadım. kendisi bir

materyalist olmakla beraber halkın ruhi ihtiyacını takdir eden ve anlayan bir adamdır.

Nuri Çolakoğlu tarafından hazırlanmış olan Kasım 1938 Dünya Basınında Atatürk

doğan kitap. Bu şu boyutta falan bir kitaptır arkadaşlar. Yani tek elinizle kaldıramazsınız.

Prestij kitap. tabir edilen cinsten Atatürk'e olan sevgisi ve saygısı nedeniyle Aydın Doğan ve Kızları

bunu böyle anormal fiziki ölçülerde bir prestij kitap olarak yayınlamışlardır. Editörlüğünü de Nuri

Çolakoğlu yapmıştır. Eskinin meşhur maocusu, sonranın üst düzey patronu, kapitalisti.

NTV'nin genel yayın yönetmeniydi zannediyorum. Şimdi kitap isminden de anlaşılacağı

üzere Atatürk'ün ölümünü müteakip dünya basınında çıkmış olan çeşitli yazıların,

haberlerin yani hem ölümüne haber veren yazılar hem de onunla ilgili fıkraların,

analizlerin Türkçe çevirilerinden ve aynı zamanda orijinal kendi dilindeki sayfa fotoğrafı

görüntüsünden oluşuyor. Bu yönüyle yani konunun meraklıları için önemli, ilginç, başka şekilde ikame

edemeyeceğiniz bir kaynaktır. Şimdi bir hemen ertesi gün 11 Kasım 1938'de

Palestin Post. Bu Filistin'deki siyonistlerin yayınladığı bir günlük gazete. Bizim kitapta sayfa 282.

Aynen okuyorum arkadaşlar. Türkiye'nin İslamiyetle olan tarihi bağını ve Müslüman dünyasının

liderliğini reddetmesine en büyük etken Atatürk'ün tesiri olmuştur.

Sayfa 55. Ölümünden 3 gün sonra. 13 Kasım 1938.

Bugün de gene meşhur The Washington Post. Kendisinin de dinle pek alakası yoktu ve

üst sınıf Türkler arasında bu tavrının yaygınlaşmasını sağladı.

geçtiğimiz yıl geçirdiği rahatsızlık sırasında iyileşmesi için dua edilmesini yasakladı. Mesela bu son

cümle çok manidar. Ben bu bilgiye yerli yabancı başka bir kaynakta rastlamadım. Dolayısıyla

meraklılarına buradan duyurmuş olayım. Bu özel olarak araştırılması gereken bir

şey. Yani dinle ilişkisinin şöyle böyle olduğunu bir tarafa koyun. The Washington Post'un iddiasına göre

hastalığı sırasında iyileşmesi için başka insanların dua etmelerini bile yasakladı diyor.

Hani tam eğer doğruysa breh dedirtecek bir durum. Çünkü normalde Atatürk'ü

mevzu etmiyorum. En katı ateistler bile böyle ciddi ölümcül bir hastalığa

yakalandığında dua edilmesini yasaklamak bir tarafa dua edilmesini rica ederler. Kıyamet kadar

örneği var. Fidel Castro'dan tutun Fransua Mitarand a varıncaya kadar, Josip Prostito'ya varıncaya kadar

arkadaşlar örnekleri var. İnsan fıtratı da öyledir zaten. Yani Amerikalıların çok hoşuma giden

atasözüdür. der kiülans halindeki uçakta ateist olmaz. Öyle. E şimdi aynı şey yani eğer bu doğruysa çok

uçuk bir durumu, çok uç bir durumu ifade ediyor. Yok canım uydurmadır, yalandır falan. Öyle hiç

düşünmeden, araştırmadan deli siz hani işine öyle geldiği için Nasrettin Hoca'nın dediği gibi hanımıyla

ilgili ama yani şimdi bu bilgiyi de paylaşan öyle adı sanığı duyulmamış,

rastgele sokak arası bir gazete değil ki arkadaşlar.

Washington Post nasıl bugün Amerikan ana akım medyasının devlerinden idiy ise o gün de öyleydi.

Altını çiziyoruz. Bunun araştırılması lazım. Aynı kitap. Devam ediyoruz. Sayfa 232.

Gene aynı gün. 13 Kasım 1938. Yugoslav Gazetesi Politika.diyor ki Mustafa Kemal ateisti.

Sayfa 231de çıkmış bu. 15 Kasım 1938

Standard İngiliz Gazetesi Atatürk'ün uzun boylu İslam düşmanlığını anlatmış. O yüzden Nuri

Çolakoğlu'nun çeviri edisyonunda yani bahsini ettiğim  Aydın Doğan ve kızlarının marifetiyle

bastırılmış olan prestij kitapta çevirinin tamamı verilmemiş bir kısmı sansürlenmiş.

Çok merak ederim. Birileri ulaşsa işte tarihi de belli. Gazetenin ismi de belli. Unik Standart 15 Kasım

1938'de Atatürk'le ilgili çıkmış olan analiz metninin tamamını birileri bulsa

Türkiye'ye ulaştırsa, bu yayınlansa yani Doğan familyasını

sansürcü kılacak kadar paniklettiren orada neler vardı? Çok merak ediyorum.

benimle beraber bütün merak edenlerin merakları tatmin edilmiş olsa arkadaşlar.

Yani bir insan niçin sansüre lüzum görür ki? Yanlış buluyordur. Oradaki

değerlendirmelere itirazı vardır. Altına dip notunu, şerhini düşer. Der ki, "Öyleyken böyle falan."

Sansürlemiş adamdır. Çok ilginç. 22 Kasım 1938 12. Vefat günü bir Macar

gazetesi. Benim alıntıladığım kaynak. Vecde Erkun Macar basınında Mustafa Kemal Atatürk sayfa 19.

Macar gazetesi diyor ki Kemal Atatürk milletini İslami şeriat hakimiyetinden kurtardı seviniyorlar.

Onur Atalay Türke tapmak sene 1940 ünlü Amerikan magazin dergisi Life.

Diyor ki Mustafa Kemal ateistti. Onur Atalay Türke tapmak sayfa 92'de

paylaşmış. Şimdi bu yabancı basının Atatürk ve İslam ilişkisi ile ilgili söyledikleriydi. Diplomatlardan

birkaç tane not vereyim. Mehmet Perinçek yani bu bildiğiniz Doğu Perinçek'in mahdumu Atatürk'ün

Sovyetlerle görüşmeleri. Ama bu kitap iyi bir arşiv çalışması ürünüdür. Rus

arşivinden çalışılmış. Tavsiye ederim. Sayfa 355 diyor ki, "Sene 1922 İstiklal

Harbi'nin son dönemleri Atatürk'ün yanında bulunan bir Sovyet diplomatın yazmış olduğu Moskova'ya

gönderdiği diplomatik rapordan alıyoruz."

Kemal Paşa'dan başka bütün subaylar ellerini açmış dua ediyorlardı. Belli bir anı anlatıyor.

Dikkatini çekmiş. altını çizdiği diplomatik raporuna koyma lüzumu

hissettiği detay bu arkadaşlar. 1927 Amerikan yüksek komiseri yani

işlevsel olarak Amerikan büyükelçisi Amiral Bristol. Mark Lambert Bristol çok da büyük bir

Türk dostu diye kabul görür. İstanbul'da hala adını taşıyan hastane vardır.

Atatürk'le olan bir uzun boylu sohbetini gene Washington'a gönderdiği

ve bugün özgün şekli Amerikan Dışişleri Arşivlerinde bulunan diplomatik raporuna

yansıtmış. Bunu Toplumsal Tarih Dergisi Haziran 2024 tarihinde 366 sayısının 65. sayfasında hem

çevirisini hem Özgün Belgenin fotoğrafını yayınlamıştır. Çok uzun bir mesele. Ben özetini ifade

edeyim. Amiral Bristol ısrarla Allah'a inandığını anlatıyor. Bunun

karşılığında Kemal Atatürk de diyor henüz daha Atatürk değil Kemal Paşa da diyor

ısrarla evrim teorisini sürekli bana tekrarladı. Yani alternatif olarak

şimdi daha çarpıcısına geldik. Bristol'ün görevi bitti. 1927'de işte bir modus

endi falan. Yani Türkiye ile Amerika arasında normal resmi diplomatik ilişki kuruldu.

Büyükelçi Sherrill  Washington'a göndermiş olduğu diplomatik raporlardan

birisinde arkadaşlar bu konuya dair sene 1933 çok çarpıcı ifadeler var. Öyle ki şimdi

size okuyacağım bu ifadeleri günümüzde işte bu anlamda bildiğiniz Mahut yazarlardan birisi yazmış

olsaydı mesela Allah rahmet eylesin üstat Mısıroğlu gibi falan kesin içerideydi.

Ama toplumsal tarih bunun orijinal fotoğrafını da yayınlıyor. Yani bu çarpıtma mı uydurma mı

toplumsal tarih öyle Atatürk düşmanlığı yapacak bir dergi zaten değildir.

Dolayısıyla belgenin sıhhati konusunda kuş kadar  aklı olan hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir

kesinliğe sahip. Gösterelim. Bakın AmerikalıSherrill Atatürk'le olan gene uzun konuşmasından

konumuzla ilgili kısmı resmi raporuna nasıl yansıtmış?

Yani bu makale de ilginç. Bakayım ezberden konuşmayayım. Rıfat Bali'ye ait. Evet Rıfat Bali 

 Atatürk'ün Dine Bakışı makalesi. Bu makalenin bütünü meraklara tavsiye ederim. Zaten şurada

parmaklarımın üstünde gördüğünüz görüntü Amerikan Büyükelçisi Sherrill'ın göndermiş olduğu orijinal

raporun fotoğrafı. Ben konumuzla ilgili Türkçe kısmını okuyorum 

Bu sözlerim Kur'an'ın Arapçadan Türkçeye tercüme edilmesi için nasıl ve neden telkinde bulunduğu

konusunda konuşmasına sebep oldu ve bu mevzuda yepyeni bir ufuk açtı. Türk halkının uzun zamandan

beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor.

Kur'an'dan alınan bir Arapça bölüm okudu. Bu duada Hazreti Muhammed amcası

ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü Tebbet suresini kastediyor Ebu Leheb

cehenneme gitmeleri için beddua eder. Düşünen bir Türk böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini

ilhamı veya dine ilgi göstermesini hayal edebilir misiniz?" dedi. Bu fikrini geliştirdikçe ben de gitgide

Kur'an'ın Türkçe okunmasını teşvik etmesinin sebebinin Kur'an'ın Türkler arasında gözden düşmesi

olduğu neticesine varıyorum.

Yorum yok çünkü. Yorum yapmaya gerek yok her şeyden önce.

Aynı sene 1933 kaynak Türkiye İtalya siyasi ilişkileri 1923 1939 Mevlüt Çelebi Türk Tarih Kurumu

yayını sayfa 419'da aynı yıl içerisinde bu sefer Mussolni'nin faşist İtalyan büyükelçisinin Roma'ya

göndermiş olduğu Sherlinki'nin benzeri diplomatik rapordan alıntılıyoruz. Kemal Paşa İslam'ın yerine

milliyetçilik, dil ve tarih tezlerini geçirmek istiyor. Erdoğan Karakuş, İngiliz belgelerinde Dünya Savaşı

öncesi Türk-İngiliz ilişkileri 1. Cilt, sayfa 158 1938 Kasımı.

İngiliz büyükelçisi Percy Lorin'in Atatürk'ün hemen ölümünü takip eden

günlerde Londra'ya göndermiş olduğu rapordan kısa konumuzla ilgili kısmı. Atatürk Müslüman değildi

diyor. Evet. Şimdi geldik arkadaşlar Atatürk ve Türkiye uzmanı olan batılı yazarların konuyla ilgili

değerlendirmelerden ilkini bu anlamda şu an en meşhur kitap olan Lord Kinros'tan yapıyoruz. Atatürk

bir milletin yeniden doğuşu. Kemal Atatürk. Türkiye'deki Kemalistlerin de eğer bir parça kitap

okumakla alakası varsa çok iyi bildiği, iyi okuduğu kitap. Burada arkadaşlar 83. sayfada benim

elimdeki eski Sander baskısıdır. Bugün kitapçılardan alacağınız altın kitaplar

baskısıdır ama aynı çeviri metnidir. Lakin sayfa mizampajları farklı olduğu

için sayfa numaraları tutmaz. Onu söyleyeyim. diyor ki: "Çocukluğundan beri annesinin

kör inançlarına ve tapınma adetlerine meydan okuyan tepkisi onun bilinçaltında

evren sırlarının çözülemeyeceği düşüncesine yol açmıştı. Şimdi bu şüpheği daha bilinçli ve kesin

bir biçim almıştı. Onun bu düşüncelerini, kendi agnostisizmini farmasonlara katılmakla da göstermiş

olan Fethi de paylaşmaktaydı. Fetih Okyar. Ama bunu kendilerinden başka pek kimse bilmeyecekti.

Mustafa Kemal hala ihtiyatlı davranıyor. İslam adetlerini uyguluyor ve ancak çok

yakınlarına açılabiliyordu demiş. Evet.

Lord Kinros'tan mesela sayfa 594

Inonü'ye dedi ki diyor bana yeni bir din bul. Gene İngiliz, gene daha yakın tarihli

olmakla beraber Lord Kinros'a yakın ve bence hak edilmiş bir şöhrete ulaşmış

olan Atatürk biyografisi Andrew Mango. Sayfa 47'den okuyalım arkadaşlar. 

Mustafa Kemal'in gençliğindeki davranışları dinsel inançları olduğunu kanıtlamadığı gibi olgunluk ağındaki

yaklaşımı tam tersini gösteriyor. Türk subaylarının ve beyefendilerinin

çoğu İslam'ı kendilerinin ve içinde bulundukları toplum yaşamının genel bir

çerçevesi olarak kabul etmişlerdi. Bazıları ise Atatürk ve arkadaşları gibi daha küçük yaşlarda serbest

düşünceyi seçmişlerdi. Batı literatüründe serbest düşünce ateist felsefeye tekabül eder. Din başkalarının

yaşamının bir gerçeği, bazen de uygunsuz bir gerçeği olarak görülüyordu. Diğer Akdeniz ülkelerinde

olduğu gibi Türkiye'de de tahsilli kişiler arasında din kadınlara özgün bir kadınlara özgü

bir konu olarak kabul ediliyor ve dine düşkünlük gösteren erkeklerin samimiyetinden kuşku

duyuluyordu. Andrew Mango diyor ki 1934 senesinde ezan sesinden rahatsız olunca cami ve minareyi

yıktırdı. Birinci bölümde işlediğimiz konuydu bu. İstanbul Park otelde gece eğlenirken

işte yatsı ezanı sesi hatırlayın. Orkestra müziğe ara veriyor. Ayaspaşa Camisi minare yıkılıyor. Mango

diyor ki cami de yıkıldı. Evet Andrew Mango sayfa 514'ten okuyoruz arkadaşlar.

akılcılık taraflısıydı ve en azından 1924'ten sonra yayınlanmasını

desteklediği kitaplar materyalist ve determinist ideolojileri destekliyordu.

Mesliyenin, tanrısızlığın ilmi hali gibi. İslam'da reform yapmak yolunda bir

girişimden 1928'de derhal vazgeçildi. Atatürk'ün çevresindeki yaygın görüş,

İslam'da yapılacak bir reformun kuru bir dalı aşılamak kadar yararsız olduğu yönündeydi.

Bozkurt yani bu literatür ilkidir. En eskisidir. Gene bir İngiliz.

Harold Armstrong. Bu kitabın arkadaşlar şu anki son durumunu Türkiye'de bilemiyorum. Bende ki 90'lı

yılların başına ait eski bir baskıdır. Arma yayınevinin bu yayınevi kapandı zaten daha sonra. 1996

baskısı öncesinde mahkeme kararıyla yasaklanmış. Sonra mahkemenin yasaklama sebebi kabul

ettiği kısımları çıkartmış. Arma Yayınları bu gördüğünüz kitabı yayınlamış. Bu bu yönüyle de otantik

tarihi bir belgedir. Çünkü birçok cümlede boşluklar vardır. Parantez açmış

boş geçmiş. Onları mahkeme istemiyor yani nedense. Sayfa 160'tan 169'dan okuyalım.

Mebusların %40'ı. Özür dilerim başka bir şeyle karıştırmışım. arkadaşlarına her zaman Türkiye'den dini

söküp atacağını kesin olarak belirtmişti. Şeriat hakkında konuşurken ses tonu

kesin ve şiddetli bir hal alıyordu. Ona göre şeriat halkın coşkun ruhunun üstünü örten kuklalaştıran

soğuk ve yapışkan bir lavdı.

Kendisi bu kabuğu soyup bir kenara atacak ve halkın volkanik enerjisini

serbest bırakacaktı. Şeriat siyasal yapıya nüfuz etmiş bir zehirdi.

O devleti bu zehirden temizleyecekti. Şeriat ortadan kalkmadıkça Türkiye'yi

canlı çağdaş bir ulusa dönüştürmesi mümkün değildi. 500 yıldır Türkiye'nin medeni ve ceza kanunlarını

diyordu. Bir Arap şeyhinin kuralları Hazreti Muhammed kastediliyor aleyhissalatu vesselam ve teorileri

ile işe yaramaz hoca nesillerinin tefsirleri belirledi.

Gene Atatürk'ün ağzından çıktığı ifade edilen kısım.

Anayasanın biçimine, her türk'ün yaşamının ayrıntılarına, yiyeceğine, kalkma ve yatma saatlerine,

giysilerin şekline, çocukları doğurtan ebenin işine, okulla ne öğreneceğine, geleneklerine, düşüncelerine

hatta en mahrem alışkanlıklarına dek her şeyi belirliyor. Şeriat yani bu ahlak yoksunu Arapların

teolojisi kokmuş bir İslam'ın çöldeki bedevilere uygun olması mümkündü. Ancak

çağdaş ve ilerici bir devletin onunla hiçbir alışverişi olamazdı.

Allah'ın sözü ha şeriat yoktu ki. Bu yalnızca din adamlarıyla kötü

yöneticilerin halkı bağladıkları zincirlerden bir tanesiydi.

Dinin yardımına gereksinim duyan bir yönetici zayıf iradeli demektir. Hiçbir korkak yönetici olamaz.

Ve hocalar onlardan nasıl da nefret ediyordu. Halkın nafakasını midelerine indiren

tembel aile kocaları onları birer erkek gibi çalışmaları için camilerden ve

tekkelerden söküp atacaktı. Sağlam bir ağaca dolanan bir sarmaşağa

benzeyen şeriatı Türkiye'nin boğazından çekip alacaktı.

Evet. Armstrong Bozkurt sayfa 207.

Bununla birlikte nokta nokta arkadaşlar yani burada bir kelime çıkartılmış.

açıktan açığa hakaret etmekten geri durmuyordu. Yani Atatürk tasvir ediliyor.

Bir şeye diyor nokta nokta açıktan açığa hakaret etmekten geri durmuyordu.

Onun gözünde nokta nokta gidip nokta nokta ya sahtekar ya da saf ve her iki

durumda da işe yaramaz olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Mustafa Kemal'in görüşleri Halk

Partisi'nin inançlarıydı. Böylece nokta nokta hakaret etmek son moda,

nokta nokta kurallarına uymak ise akılsızlık hatta biraz da tehlikeli bir davranış

olmaya başladı. Erkekler artık camiye gitmiyordu. Dinin modası geçmişti.

Roderik Deuson. Bu arkadaşlar batılı bir tarihçi. Bildiğim kadarıyla

İngilizdir. Evet. Roderick Davilson. Kısa Türkiye Tarihi. Sayfa 153. Özellikle İslam'ın gelişmeye

birçok bakımdan engel olduğunu düşünen inançlı bir batılı olarak tüm meslektaşlarından daha laik

fikirliydi.

Klaus Kryer sayfa 289. Mustafa Kemal kararlı bir agnostikti diyor. Peter Mansfield. Bu kitap da

klasiktir. 1960'larda yazılmış bir İngiliz tarihçi.

Osmanlı sonrası Türkiye ve Arap Dünyası. Sayfa 87.

Atatürk dini inancı olmayan laik bir milliyetçiydi. Hansur Türklerle omuz omuzu. Bu bir

Alman subay. 1. Dünya harbinde Osmanlı ordusunda görev yapmış.

Arabistan Cephesinde sayfa 100. 1917 senesinde Doğu Cephesini anlatıyor. Kendisi de orada görevli.

Atatürk arkadaşlar 1917'nin ilk aylarında Doğu Cephesinde 7. Ordu komutanı

diyor ki Kemal Paşa dinsizliği nedeniyle yüksek rütbeliler tarafından sevilmiyor.

Gotart Yaşke az önce girizgahı yaptığımız araştırmacı yazar. Yeni Türkiye'de

İslamlık sayfa 97. Atatürk Müslüman değildi.

Willis Siperko Mustafa Kemal Atatürk biyografi, sayfa 15.

Atatürk babasının dinsiz olduğunu söylüyordu. Şimdi buna itiraz edenler olur.

Yok canım. Nerede söylemiş? Hangi güvenilir kaynakta buna yer verilmiş?

Evet. Buna arkadaşlar Şerafettin Tğura'nın Mustafa Kemal Atatürk kitabının fevkalade

Kemalist bir yayın ve fevkalade Kemalist bir isim Şerafettin Toran 37. sayfasında aynen yer verilmiştir.

Derin Tarih Dergisi Aralık 2014 tarih 33. sayı 63. sayfa ünnü Fransız yazar Benois Mesin'in Kurt ve

Pars kitabı Türkçeye öyle çevrildi.

Ben kitabın kendisinden değille uzatmamak için bundan derin tarihte yayınlanmış bir makalede

yapılmış olan alıntı. Şuradan fotoğraflarını da göstereyim. Üstteki fotoğraf. Kitabın

Fransızca orijinali, alttaki Türkçe çevirisi.Sayfa 63. Ama bu kitaptan alıntı.

Türkiye'de 500 seneden fazla bir zamandan beri ihtiyar bir Arap şeyhinin kaide ve nazariyeleri

efendimiz aleyhissalatu vesselam Haşa ile habis ve kara cahil eçel

ulema nesillerinin keyfi tefsirleridir ki medeni kanun ile ceza kanununun bütün

tafsilatını tespit ettiler. Evet. Ahlaksız bir bedevinin,

Beno Ismeşi'nin iddiasına göre ahlaksız bedevi ifadesi

Mustafa Kemal tarafından efendimiz aleyhissalatu vesselam kastedilerek kullanılmış. Kitaptaki iddia

bu evet. Ahlaksız bir bedevinin İslam denen o saçma ilahiyatı

hayatımızı zehirleyen çürümüş bir leştir dediği iddia ediliyor Kemal Paşa'nın.

Andrew Davison. Türkiye'de sekülarizm ve modernlik. Sayfa 160. Uriel Heyd, İsrailli

Türkiye uzmanı. Eğer diyor Atatürk İslam karşıtı olmasaydı Türkiye'de İslam reforme

edilecekti. Bunun da önderi Ziya Gökalp olacaktı. Ama daha önceden de benzer anlatılar

paylaştım. Atatürk'ün İslam'a bakışı reforme edilmesi değil, tamamen yok edilmesi olduğu için başka

kişilerden gelen İslam'ı reforme etme isteklerini engelledi. David Hotham bu 1950'li, 60'lı hatta 70'li

 yıllarda birkaç ünlü büyük İngiliz gazetesinin Türkiye muhabirliğini yapmış.

literatürde meşhur Türkler kitabıyla tandan Türkçeye o isimle çevrildi. Orijinal ismi de oydu. Ünlü bir

İngiliz gazeteci toplumsal tarih dergisi Ekim 2018 tarih 298. sayının 71. sayfasında

1960 tarihinde David Totam Atatürk'ün bir İslam karşıtı olduğunu söylüyor.

Merak edenler ayrıntılarını verdiğim referanslardan bulabilirler.

Şimdi birkaç tane Türkiye ve Atatürk uzmanı olmamakla beraber bir şekilde bu

konularda kalem oynatmış olan batılılardan örnek veriyorum.

Ö. Barış Etli, Profesör Atatürk sayfa 123. Richard Dawkins,

Atatürk'ün erken evrim destekçiliğini takdir ediyor. Richard Dawkins arkadaşlar bir İngiliz biyoloji

profesörü. Günümüzde dünyada yaşayan en ünlü ateist propagandacı. Tırnak içinde bilim adamı.

Meşhur kör Saatçı kitabı. Yani şu an dünyanın en ünlü ateisti Atatürk'ün erken bir evrim teorisi

destekçisi olmak itibarıyla çok takdire şayan bir isim olduğunu söylemiş. Bu kadar Julian Baggini

Ateizm. Bu Ankara Dost Kitapevi tarafından yayınlanmış cep kitapları serisindendir. Yeni bir yayındır.

Kitabın içeriği isminde belli. 101. sayfasında tarihin özellikle yakın tarihin ünlü ateistlerini listelemiş.

Aralarında Atatürk'ün ismi de var. Sina Akşi'nin fena halde Kemalist, İslam düşmanı, Ankara Siyasal'ın

hocalarından, Yakın Tarihimizi Sorgulamak kitabının 165. sayfasında Philips Robin isimli bir başka

batılı yazardan bahsediyor. Philip Robins diyor ki, "Atatürk dinsizdi. Türkiye'nin Hristiyan olmasını

istiyordu." Margaret McMillan şahsen benim en çok beğendiğim İngiliz

tarihçidir. Yani batılı tarihçidir. Bir kadın Kanadalı İngiliz karışımı. 20. yüzyıl tarihi uzmanıdır. Historya

grafisine, tarihi anlatma tarzına ben şahsen ayranımdır. Margaret McMillan'ın herhalde dört kitabı

arkadaşlar ki en önemlileridir. Türkçeye çevrildi, yayınlandı.

Böyle reklamını da yapmış olduğumuz ve herhalde bütün eserleri içerisinde en

ünlü olanıdır. Barış yapanlar Alfa tarafından yayınlanmış.

Kitabın konusu ismi Fersay Antlaşması. 1. Dünya Harbin'nin

sonundaki ünlü siyasi anlaşma. Onun macerasını anlatıyor uzun boylu.

Türkçe çevirinin 567. sayfasında şunu söylemiş.

Atatürk erken yaşlarından itibaren dine karşı bir uzaklaşma içindeydi. Bu duygu

onu hiç bırakmadı. İslamiyeti de liderleriyle kutsal kişilerini de tırnak içinde halkının yüreğine

doğrulmuş zehirli bir hançer olarak görüyordu." demiş Margaret Makelim.

Onur Atalay, Türk'e tapmak, sayfa 85. 1951 senesinde American Princeton

Üniversitesi'en bir akademisyen. Evet. Princeton Üniversitesi'nden Lewis Thomas 1951 yında

Türkiye'ye geliyor inceleme yapmaya. Konumuzla ilgili kısmı. Şimdi Atatürk'ün

dine bakışı onun tamamen modası geçmiş, toplumsal olarak istenmeyen ve aydın bir

insana hiç yakışmayan bir şey olduğu yönündedir." diyor.

Sonra arkadaşlar, sonra çok çarpıcı bir örnek paylaşmak istiyorum. Bu arada

elhamdülillah hızlı gittik. Pazar akşamına uzatma gereği kalmadı. Notlarımın sonuna geldim. Ben böyle

planlamamıştım. Allah'ın lütfu oldu. Üç bölümle bitiririz. Pazar akşamı inşallah yeni bir konu. Tabii

hazırlamadığım için onu şu an paylaşamayacağım sizinle. Çarpıcı olan şu. Aleister Crowley isimli bir

adam var. Bu adam arkadaşlar 20. yüzyılın ve egale edilmemiştir durumu. Halihazırda 21. yılında en

ünlü satanisti. Yani satanizm literatürü böyle uzun boylu değil, ucundan, kenarından birazcık karıştırmış

olan herkes çok aşina olduğu bir isimdir. Aleister Crowley. Geçende de bir vesileyle bundan

bahsetmiştik. Bahsetme sebebim arkadaşlar oğlunun adını Atatürk koymuş.

Gerçek Hayat dergisinde Eylül 2024 tarihli 117. sayının hemen 1.

sayfasında derginin genel yayın yönetmeni Kemal Özer Bey'e ait.

Ne istiyorsan onu, ne istiyorsan onu yap. Tüm kanun budur. Başlıklı

makalesi şöyle göstereyim. Şu makalede ben bu Aleister Crowley ve işte oğlu

Kemal Atatürk adını koyması konusunda bugüne kadar gördüğüm en ayrıntılı, en detaylı

bilgilendirmeyi buldum çok etkilendim. Sizinle paylaşmak istiyorum. Eminim siz

de fevkalade ilginç bulacaksınız. diyor ki modern satanizmin kurucu babası Aleister

Crowley ise İsrail Regarde adlı Yahudi Altın Şafak örgütünün en etkili

kişileriydi. Kabala astroloji antik Mısır büyüleri ile gençleri yoldan çıkarmak en büyük

uğraşlarıydı. Crowley daha sonra Ordo Templi Orientis tarikatının başına geçmişti. Annesi ona The

Beast 666 yani şimdi ingilizcesini okuyamayacağım bunun. Yani İncil'deki canavar lakabını takmıştı.

Telema adını verdiği sözde bir din geliştirdi ve kendisinin de bunun bu dinin sözde peygamberi

olduğunu ilan etti. Bu din yeni ateizmdi.

Sahte din Telema için içinde büyülerin de yer aldığı kanun kitabı adını verdiği

bir kitap yazdı. Bütün felsefesi ise bugün İsrail adlı terör oluşumunla yol haritasını teşkil

eden ne istiyorsan onu yap. tüm kanun budur şeklindeydi. Krol kendisini şeytan şeklinde resmettiği ve

Eyvas adında bir melek tarafından korunduğunu iddia ediyordu.

Crowley'e göre normalde şekilsiz ve bedensiz olan bu varlık hayatı boyunca

kendisine rehberlik etmişti. Yani şeytandan söz ediyordu ve ona modern satanizmin kurucu peygamberi

dediler. Parantez açmış Kemal Bey. Çaresizce yazdığım peygamber ifadesi için af diliyorum. Bu sapkın

faşist sadece çocuklar, kızıl saçlı kadınlar ve erkeklerle birlikte oluyordu. Yani cinsel anlamda

Suprem Orial adını verdiği deneyler yapmaktaydı ve sapkın seks partileri de bunun bir parçasıydı.

Misafir olarak kaldığı evde bulunan ve sapkın seks deneylerinde Crowley'den

hamile kalan Paulin Per Piers kocasının yanına döndüğünde gebeydi.

Kocasına döndükten 8 ay sonra 1925'te Barbara adında bir kız doğurdu.

Barbara büyüdü ve 1945'te 1990 8993 arasında ABD başkanlığı

yapacak olan George Bush ile evlendi. Karıştırmayın. 2000-2008 arasında iki

dönem başkanlık yapmış olan burada bahsedilenin oğlu yani bunlar babaoğul

başkanlık yaptılar. Bu baba Regagan'dan hemen sonra 88 - 92 arası

bu evlilikten George Walker Bush yani 2000-2008 döneminin Amerikan başkanı ve

diğer çocukları doğdu. Yani ABD'nin 41. başkanı Satanist

Crowley'in gayrimeşru kızıyla evliydi ve ondan da yine ABD'nin 43. başkanı

doğmuştu. Crowley oğluna Atatürk adını vermişti. 1945'te yayınlanan Gidenler Hayaletler ve Tanrılardır

şiirini oğlu Atatürk Crowley ve Mustafa Kemal'e ithaf etmişti. Yani ayrı ayrı. Oğlunun

adı Atatürk Crowley  Ayrıca diyor bildiğimiz konumuz olan TC'nin kurucu

cumhurbaşkanı Kemal Paşa'ya ayrı ayrı itaf etmiş bir şiir yazı.

Aleistir Crowley'yi pek çok sapkın oluşuma da öncülük etmişti. Çünkü Crowley sapkın bir faşistti ve

bazı kavimlerin ve İslam'ın yok edilmesini savunuyordu ve Türklere de düşmandı.

Bugün yeryüzünün en alçak terör oluşumu ve faşizmin erişebileceği zirvenin de adı olan siyonizmin ağa

babaları da Crowley'in talebesiydi. Crowley hakkında cümle kuran hemen her

aklı başında insan dünyanın en kötü adamı ve yürüyen şeytan demekteydi.

Masonlu ve eroin kullanırdı. Ya bu vesileyle arkadaşlar Kemal Özer

imzalı bütün metinleri tavsiye ederim size. Gerçek Hayat dergisi başta olmak üzere kitapları ya da

sosyal medya paylaşımları. Çünkü şunu okuyuncaya kadar ben işte böyle bir satanist lider var. oğluna

Atatürk adını vermiş kısmıyla sınırlıydı. Bilgim burada ispatlı

örneğinde gördüğünüz gibi çok daha geniş boyutlara taşıdı. Şimdi bu alıntıya dair

konumuzla ilgili yorum yapmayacağım. %50 yapma gereğini duymadığım çok açık

olduğu için ama burada anlatılan alt temayı destekler nitelikte şunu

paylaşacağım arkadaşlar  Arnold Toynbee bir şimdi aynı dönemde yaşamış olmak dışında

Aleistir Crowley ile yani düşünce biçimi itibariyla, yaşama biçimi itibariyla, inanç biçimi itibariyle

hiçbir alakası yok. İngiliz tarih felsefecisi çok koyu inançlı bir Hristiyan.

böyle cinsi sapıklıkları, şeytanla irtibatı falan namına bir şey ben bugüne kadar Toynbee'nin okumadım.

Çok da hala daha batıda elit çevrelerde akademide itibarlı bir isimdir. Türkçeye de dünya kadar kitabı

çevrilmiştir başta özet tarih bilinci olmak üzere. Bu Tayim Bey arkadaşlar hatıralarını

yayınlıyor. 74 senesinde öldü Toynbee

Herhalde ölümünden önce hatıralarını yayınlıyor. Bu hatıralar bundan 8 - 10 sene

önce ya da 10-15 sene önce iki cilt halinde klasik yayınları tarafından Türkçeye çevrildi. Türkçe çevirisi

sansürlüydü. Çünkü hatıraların belli bir yerinde yanılmıyorsam 1923 ya da 1924 gibi yani

cumhuriyetin ilk yıllarına tekabül eden bir tarihte Ankara'ya yaptığı bir ziyarette bizzat

Kemal Paşa görüştüğü, tanıştığı Çankaya'daki köşkünde bir süre onunla sohbet ettiği, misafiri olduğu

kısmı var. Bu anlatımın içerisinden bir bölümü kitabın Türkçe yayıncısı Başımıza Bela olur,

mahkemelik oluruz, kitap toplatılır endişesiyle sansürledi ve sansürlediğini de belirtti.

Bu piyasaya çıktıktan hemen sonra ya da bir ay sonra o zamanki genel yayın yönetmeni Mustafa

Armağan Derin Tarih Dergisinin Ocak 2013 tarihli 10. sayısında 30. sayfada o sansürlenmiş olan kısmı

arkadaşlar yayınladı. Hatta kapakta da anonsu yapılmış.

Türkiye'de ilk defa sanürsüz tam metin demiş. Peki ne var orada diye haliyle merak ettiniz.

Sadece bir cümleyi alayım. Yani sansürlenen kısım zaten bunun içinde

Atatürk'ün şeytani parantez içinde İngilizce orijinal ifadeyi de vermiş Mustafa Armağan. çok iyi etmiş.

Çünkü oraya buraya çekiştirilebilir. Demonik bir doğası vardı diyor. Bu da TİM'nin tespiti.

Atatürk'ün şeytani bir doğası vardır. Demonik.

Buna da yorum yok. Az önce Kemal Özer'den yaptığımız okumanın yanına bunu

da ilave etmiş olduk arkadaşlar. Geldik karşıtlarına. Söze girerken dediğim gibi sembolik mahiyette üç

tane örnek paylaşmak istedim. Birincisi Mete Tunçay'dan ki Mete Tunçay'a rahatlıkla bir Atatürk karşıtı

diyebilir miyiz? Hayır aslında ama Kemalist de değildir. Yani bu konuda daha geniş ufuklu, özgür

düşünceli bir insan Müslümanlıkla hiç alakası yok. Birkaç ay önce kendisinden bu anlamda

uzun boylu bahsetmiştim. Bu alıntılayacağım kitabını paylaşırken, tanıtımını yaparken

meşhur klasiği Türkiye Cumhuriyeti'nde tek parti yönetiminin kurulması kitabının

şu anki baskıda sayfa numaraları tutmaz. Bendeki eskidir. 213 ve 219 sayfalarında deisttir diyor.

Rahmetli Kadir Mısıroğlu Tahrif Hareketleri 2. cilt sayfa 502. Şimdi

evet yani Kadir Mısıroğlu bir Atatürk karşıtı mıydı? Şeksiz şüphesiz hiç kimse

itiraz etmez buna. Öyle okuyalım. Celal Ökten'in bir akrabasından naklen

anlatılıyor. Anlatıyor rahmetli Mısıroğlu. bizzat bana anlattı diyerek naklediyor.

Yani kaynağı kendisi aslında bilginin.

Senin şu askerdeyken yaşadığın vakayı Kadir Bey'e anlat bilsin. Sonra şaka

aracılık yapan Celal Hoca. Meşhur Celal Ökten, imam hatiplerin kurucusu.

O Kemal Paşa'yı çok sever. Hem de çok iyi hati. Belki bunu gençlere anlatır." sözlerini ilave etti.

Hafız Cevdet Efendi Celal Hoca'nın neyi anlatmasını istediğini derhal kavrayarak söze başladı ve "Ben"

dedi Balıkesir'de askerlik yapıyordum. Bir gece vakti koğuşumuza gelen bir çavuş, "İçinizde hafız var

mı?" diye sordu. "Ben varım." deyince, "Gel benimle." dedi. Birlikte merkez komutanlık binasına

gittik. bir salonun karşısına geldiğimizde bana, "Bekle" diyerek o kapıyı çalarak içeriye girdi. Az sonra

dışarıya çıktı ve bana, "Haydi gir içeri." dedi.

İçeri girdiğimizde bol ışıklı bir avizenin altında 15-20 kişinin içkili yemek masası etrafında olduklarını

gördü. Baş köşede Mustafa Kemal Paşa yer almış bulunuyor ve etrafında da sivil ve asker

insanlar yemek yiyorlardı. İçlerinden sadece Mustafa Kemal Paşa'yı gazetedeki

resimlerinden tanımıştım. Kapı önünde selam vaziyeti alınca Mustafa Kemal Paşa sen hafız mısın diye

sorunca, "Evet efendim." mukabelesinde bulundum. O sözüne devamla,

"Bize Kur'an'dan bir kısım oku." dedi. "Ne okuyayım?" diye sorunca da, "Rahman

suresini oku." talimatını verdi. Kapının dibinde yere çömeldim. Cebimden

namaz takkimi çıkarıp başıma koydum. Ben bunları yaparken o etrafındakilere

hitaben, "Bakın, bakın nasıl bir tazim yani hürmet tavrı alıyor" dedi.

Bunları duymamazlıktan gelerek euzu besmele çekip sure-i Rahman'ı okumaya başladı.

Sıra bu surede tekrarlanan febiyyi alai rabbik tükeziban ayetine

gelince yani rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?

Nesini tekzip ettik? Nesini yalanladık? Kuru fasulyesini mi? Soğanını

sarımsağını mı? Gibi laflara devam etti.

Ben aldırış etmeden okuyordum. Nihayet, "Yeter yeter, haydi git." dedi.

Selam verip kapıdan çıkarken gayet şişman bir zat. Elinde içki kadehi

olduğu halde ayakta yüksek sesle, "Büyük gazi, bu millete tanrı olarak sen

yetersin. Başka tanrı gerekmez. Kadeğimi şerefinize kaldırıyorum." dedi

herkesin. "Yaşa var ol." sesleriyle kadeh kaldırışına şahit olarak oradan dışarı

çıktım. Ertesi gün mahalli gazetede o eski sofrasının fotoğraflarını gördüm. Haberi

okuyunca da o yakışıksız sözleri söyleyen şişman adamın Yunus Nadi olduğunu öğrendim.

Cumhuriyetin başyazarı, kurucu, patronu, sahibim. Bunu teyit eder. Nitelikte arkadaşlar

gene Cumhuriyet tarihinin en ünlü Atatürk karşıtlarından biri olarak Necip

Fazıl'ın Vesikalar Konuşuyor kitabının 118. sayfasından nakledeyim. buna benzer bir

içki sofrasında İş Bankası başarısından çok etkilenmiş olduğu için iddia bu Necip Fazıl'ın iddiası.

Kemal Paşa diyor eline rakı kadehini aldı Celal Bayır'ın şerefine kaldırdı. Sen bankacılığın haaşa

Allah'ısın." dedi." diyor. Kendisine o kadar insanın ortasında yapılan bu çok ağır iltifat nedeniyle Celal

Bayar da fevkalade etkilendi.

Mukabilinde o da eline rakı kadehini aldı. Kalktı Kemal Paşa'ya dönerek, "Sen

de bizzat Allahsın." dedi. Diyor yani Allah.

Haşa kelle rabbil alemin Ve Celal Bayer'ın hayatı boyunca her yerde

Atatürk'ü sevmek milli ibadettir vecizesini yazdırdığı tarihi çok

kaynaklı bir gerçek. Hatta öldüğünde oturmakta olduğu evin misafir salonunun

duvarında bile bir levha şeklinde bu söz yazılı.

Şimdi bitirirken arkadaşlar son söz olarak bir küçük parantez açacağım.

Şu tür yorumlarla karşılaşıyorum. Yani bu 3üncü program oldu. Bundan önceki iki

programın altına yazılan izleyici yorumlarında da çok yeni taze bahsine

edeceğim durumun örnekleri var. O durum şu. Yani bunun Kemalistler tarafından yapılan yorumlar

olduğu anlaşılıyor. Özü din herkesin özelidir. Başka hiç kimseyi ilgilendirmez. Yani Atatürk'ün

tarihin konusu olamayacak, başka hiç kimseyi ilgilendirmeyecek dini inancı, dinle ilişkisi konusunu sen

niçin gündeme getiriyorsun? Bunun hakkında konuşuyorsun, kaynak paylaşıyorsun. Yaptığın iş yanlış.

Hatta bazı yorumcular yani İslami bir edayla yazıyorlar. Diyorlar işte kul hakkına giriyorsun, günaha

giriyorsun, tövbe et, vazgeç bu yoldan dön. Ama ne yapat ve din konusunu konuşma. Neden? Çünkü din

Atatürk'ün özel hayatına ait bir mesele. E dolayısıyla mahrem hayatın sırlarının öyle ortalığa dökülmesi,

ulu konuşulması doğru değil falan. Şimdi yani şunu söyleyeyim. Madde 1,

Atatürk gibi tarihi şahsiyetlerin özel hayatları arkadaşlar gerçekten hiç

kimseyi ve tarihi ilgilendirmeyen, hiçbir şekilde dile getirilemeyecek olan nikahlı hanımlarıyla yatak

odasındaki hayatlarıdır. Evet. Bu o kapsama girer. Onun dışında özel hayatları yoktur. Çünkü onların

yaptıkları, söyledikleri her şey koca bir milleti etkilemiştir. Dolayısıyla o gibi insanların senin

benim gibi başkasını ilgilendirmeyecek özel hayat imtiyazları da ortadan kalkmıştır. Çünkü sıradan bir

insandan bahsetmiyoruz.

Bu gerçek şöyle bir vecize şeklinde de ifade edilir. Umumi adamların hususi hayatı olmaz.

Anlamayanlar için bu meseleyi çok mükemmel alıp yorumlamış

bir örneği sizinle paylaşmak istedim. Fehmi İlkay Çeçen'in Atatürk'ün

kaleminden Yaradılış ve Din Kitabının 22. sayfası arkadaşlar işte canım niçin bu konulara giriyorsunuz?

Onun özel hayatıdır. Onun bilimle tarihle ne alakası var? Ve benzeri ve benzeri bütün cehalet ifadelerine

karşı verilmiş mükemmel bir cevap olmuş. Okuyorum. İnanç özel yaşamdır ve hiç kimsenin özel

yaşamı tartışma konusu yapılamaz. özel yaşamı üzerinden birilerini tenkit

etmek ya da övmek isabetli değildir. Bu noktada çok haklı ve yerinde bir soru. Ancak Atatürk özelde

İslam dini, genelde diğer dinler yaratıcı ve yaratılış hakkındaki fikirlerini gizli saklı tutmamış, herkesin

öğrenmesini istemiş, edindiği kanaatler devletin eğitim ve bilim politikalarına yansımış.

kürsülerinden defalarca seslendirilmiştir. Öyleyse ortada şahsa özel bir durum

yoktur. Kemalist düşünce yapısı Atatürk'ten bağımsız ele alınamayacağı için onun

diller hakkındaki düşüncelerini de konuşmamız gerekir.

Kemalizmin inançlara bakışı Atatürk'ün kendi el yazılarıyla yaptığı tespitlerin

geliştirilmiş halidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün dinler tarihi üzerine yaptığı çalışmalar ve tuttuğu

notlar dikkate alınmazsa Kemalist devrimin bu mevzudaki görüşleri net

olarak kavranamaz ve sürekli eksik kalır. Dolayısıyla bu konunun bilinmesi

zaruridir. Atatürk ve çalışma arkadaşları din özel yaşamları bundan bize ne ya da

bizim neye inandığımızdan size ne demediler. Dinler hakkındaki fikirlerini her

ortamda yüksek sesle ifade etmekten çekinmediler. Cumhuriyetin ilk yıllarında kongrelere,

okul kitaplarına, meclis konuşmalarına, hatıratlara giren diğer değerlendirmeleri

bugün konuşmak neden yanlış ya da yasak olsun? İnsanların

Atatürk'ün inanç dünyasını ki devlet yönetimine yansımış merak etmeleri ayıp

mı? Yasal olarak suç mu? Atatürk'ün ne tür kitaplardan etkilendiğini,

hangi düşünürlerin görüşlerini benimsediğini ya da İslam hakkında neler söylediğini

incelersek veya onun inançlara bakışı ilgimizi çekerse hangi suçu işlemiş oluruz?

Yoksa ezber bozan belgeleri paylaşmaya yasal bir engel mi var?

Evet mevzuyu bitirdik arkadaşlar.

Arz ettiğim sebepten ötürü pazar akşamının konusunu duyuramıyorum

ama Allah izin verirse imkan, fırsat, güç, kuvvet verirse pazar akşamı saat

22'de meçhul kalsın, sürpriz olsun, heyecan yapar. Yeni bir konuyla

huzurlarınızda olmak üzere ama ebeden ve daima sizleri kendisine emanet edilenleri zayi

etmeyen Allah'a emanet ediyorum. Hayırlı geceler, hayırlı uykular diliyorum.


Videoyu izlemek için altta ki linke  tıklayın

https://www.youtube.com/live/OwqpD4YtGtY?si=8rGBanDD5OUBXTlN