RESMİ TARİHE SORUYORUZ - 15 ATATÜRK MASON LOCALARINI NİÇİN KAPATTI?
RESMİ TARİHE SORUYORUZ - 15 ATATÜRK MASON LOCALARINI NİÇİN KAPATTI? :
Bismillah arkadaşlar. Herkese hayırlı akşamlar.
Bu hafta resmi tarihe soruyoruz. Atatürk
mason localarını niçin kapattı? Olay nedir? 1935 senesinde mason locaları
resmiyette görünüşte kendi kendilerini fesh edip aslında aramızda hiçbir fark yoktur
dedikleri CHP'ye ve halkevlerine katılma kararı aldılar. Ama bu görüntüydü.
Gerçekte Atatürk'ten gelen emirle kendi kendilerini feshettiler. Dolayısıyla işin
gerçeği Atatürk mason localarını kapatmış oldu. Yani aslında mı diye
devam etmemiz lazım. Çünkü arkadaşlar Allah izin verirse önümüzdeki haftanın cumartesi gecesinin
konusu ve sorusudur. Bunun devamı yani mason locaları
gerçekten kapandı mı? Ama şimdi haftaları birbirine karıştırmayalım.
Meselenin o kısmını, sorunun o türlüsünü önümüzdeki haftaya bırakalım. Biz
şimdilik resmi anlatıma uyalım.
Mason locaları 1935 senesinde Atatürk tarafından
kapatıldı diyelim. Bunu soru formatına dönüştürüyoruz. Diyoruz ki niçin?
Bu niçin sorusunun arkadaşlar yani bir zamandan beridir böyle çok daha yüksek
sesle, çok daha kendine güvenerek ulusalcı cenahlarda resmi ideoloji ve
resmi tarih yanlısı çevrelerdeki cevabı çünkü Atatürk masonluğa karşıydı
şeklinde oluyor. İşte problem de arkadaşlar burada başlıyor. Atatürk gerçekten masonluğa
karşı mıydı? Dolayısıyla Atatürk'ün mason localarını, sözüm ona 1935 senesinde
kapatmış olmasının sebebi masonluğa karşı olması mıydı? Değildi.
Bunun arkadaşlar yani sözün sonunu başta söyleyelim. Sonra yeri geldiğinde gene
açarak devam ederiz.
Aslında iki tane temel sebebi vardır. Bir
masonluğa özel olmayan kısım. totaliter rejim eğilimi diyorum ben ona. Yani 1935
senesine gelindiğinde bütün dünyada aslında son derece popüler olan, son derece çekiciliğe sahip olan
Alman, Hitler, Nazi rejiminin totaliter niteliği Atatürk tarafından bir
imrenmeyle takip ediliyor. O da Türkiye'deki kendi Kemalist rejimini
Nazi benzeri totaliter bir rejim haline dönüştürmeye çalışıyor. Şimdi konumuzla
doğrudan alakalı olmadığı için bunu çok fazla uzatmayacağım. Belki başka bir programın başlı başına anlatım konusu
olur. Ama şu kadarcık bir parantez açayım. Totaliter rejim inşası
arkadaşlar çok kolay bir iş değildir. Rejimi totaliter hale getirmek. Yani
toplumu tek aslında bütün insanları, ütopik hedef odur, tek tip haline
dönüştürebilmek için çok güçlü bir siyasi irade olması lazım. Hadi onun
olduğunu kabul edelim. Çok ciddi mali imkan gerekir, para gerekir. Çok geniş
ve yetkin bir kadroya ihtiyaç vardır. Yani bu işi icra edecek, devleti bu
hedefe göre yeniden dizayn edecek, toplumu bu hedefe göre yeniden dizayn
edecek. Yani o günün Türkiye'si ve nüfusu üzerinden konuşacak olursak on
binlerce kişilik niceliği itibariyla büyük. Niteliği
itibariyla da yani bu amaç açısından yeterli eğitime, donanıma, iradeye
falan sahip çok yetkin bir kadroya ihtiyaç vardır. Ama buna rağmen Atatürk'ün gönlünde
yatan aslan oydu. Muvaffak olabildi mi? Olamadı. bir yani bu hedefi göz önüne
aldıktan sonra kalan ömrünün kısalığı itibarıyla da çünkü yani işte 33 başında
Almanya'da Hitler Naziler iktidar oldu. Bunların böyle Atatürk de dahil birçok
ülkede ve birçok liderin gözünde bir imrenme konusu haline gelmeleri. Evet 35'leri falan buldu.
E Atatürk'ün ölümünden 3 sene önceden bahsetmiş oluyoruz. Süre yetersizdi. Bu işi becerebilecek parasal imkan yoktu.
Öyle bir kadro da yoktu ama niyet vardı. Bu niyete yönelik olarak yapılabilecek
olanlar yapılmaya başlanmıştı.
İşte burada arkadaşlar doğrudan mason
localarına özel değildir dediğim birinci gerekçe karşımıza çıktı.
CHP merkezi dışında kalan bütün sivil toplum kuruluşlarını ortadan kaldırmak.
Mesela aynı sene Türk Kadınlar Birliği de gene yöneticilerine kapattırıldı.
tırnak içerisinde aynı mason locaları gibi. Ve öyle ki Atatürk öldüğünde
arkadaşlar yani buna ister inanın ister inanmayın Türkiye'deki toplam dernek sayısı yani işte Kızılay Çocuk Esirgeme
Kurumu falan filan 200 küsürdü. Yani bu gerçekten inanılması zor bir
rakam. Çünkü günümüz Türkiye'sinde zannediyorum İstanbul'un küçük çaplı bir
semtinde bile bunun birkaç kat fazlası dernek vardır. Amacı her ne olursa olsun
dernek yani STK kimliğine, hüviyetine sahip olanların toplamı Avcı Derneği
işte filanca ilçeyi güzelleştirme derneği dedik. Kızılay Çocuk Esirgeme Kurumu,
Yeşilay falan. Bunların hepsinin tamamı Türkiye'de 200 küsürdü. Çünkü geri
kalanlar tırnak içinde inşallah gene dilim sürçmez kapattırıltılmıştı.
İşte masonluk da bu genel listenin arasında. Çünkü düşünürseniz yani
Türkiye'de sivil toplum kuruluşu dernek bırakmıyorsunuz hepsini kapattırıyorsunuz.
Ama bu arada mason derneği açık devam ediyor faaliyetine. Yani bu o günün
Türkiye'de rejimin sahiplerinin bile göze alamayacağı kadar aykırı bir şeydi.
Fransızların tabiriyle absürt olurdu, saçma olurdu.
Yapamazlardı.
İkinci temel sebep yani ikinci gerçek sebep arkadaşlar bu masonluğa özel.
Çünkü Atatürk tarihten bu tarafa ittihatçılıkla masonluk özdeş olarak geliştiği için ve
o sırada İttihatçılardan bir şekilde kılıç artığı kıyıda köşede kalmış olanlar Atatürk'ü
can düşmanı olarak kabul ettikleri için özellikle 1926 sözüm ona İzmir suikasti iddiaları ve
işte onun bahanesiyle idam edilmiş olan İttihatçılar. Tabii bu
arada İttihatçılık dediğimiz şeyin en baştan itibaren kan, intikam, silah,
tabanca, Balkan eşkıyalığı üzerinden geliştiğini yani İttihatçılığın aslında
bugün de öyledir. Bir şehir eşkıyalığından ibaret olduğunu
düşünürsek ve bu taşları yan yana koyarsak Atatürk bu kendisini öldürmeye çalışacak olan
yani bu o gün için ciddi bir ihtimaldi. Dediğim gibi kan davası başlamıştı. Çünkü İttihatçıların o iç içe geçmişlik
nedeniyle bu faaliyetle ilgili bir araya gelmelerini, planlama yapmalarını,
örgütlenmelerini falan mason locaları çatısı altında işte onların
toplantılarını eee ileri sürerek, bahane ederek, kamuflaj malzemesi olarak kullanarak
yapacaklarından endişe etmekteydi. derseniz ki bu yerinde bir endişe mi
yoksa böyle paranoit bir endişe mi? Hayır. Bu son derece yerinde bir
endişeydi. Bir de yani özel dediğim sebep budur. Gerçek sebep. Mason
localarını o yüzden kapattı. kendisine yönelecek muhtemel bir İttihatçı
suikastinin baştan itibaren önünü kesebilmek, imkanlarını zayıflatabilmek
mülahazası ile.
Şimdi biz bu cumartesi programlarımızın esas formatına geri dönelim. Soru olarak
bundan sonrasını soralım. Yani ben şu ana kadar yaptığım girizgahı açık yüreklilikle söyledim. Kur'an-ı Kerim'in
anlatım tarzına uydum. Sorun bana göre cevabı net ise ki öyle
arz ettik onu. Bu cevabı sözün en başında verdim. Sonra onun açılımına geri geçeriz. Detaylarına geçeriz. Zaten
Allah izin verirse arkadaşlar şimdi tek parti dönemi ve masonluk bahsini açtığımızda
ben bu diziyi dört program yani birbirini takip edecek dört cumartesi olarak kendi kafamda planladım.
Bu hafta işte şu an yapmakta olduğumuz şekliyle Atatürk mason localarını niçin
kapattı? Az evvel satır arasında bahsettim. Önümüzdeki cumartesi Allah izin verirse bunun devamı yani mason
locaları gerçekten kapandı mı 1935 senesinde ve onu takip eden yıllar içerisinde onun devamı arkadaşlar
1948 senesinde gene resmi görünüme göre mason locaları açıldı. Yani resmi
olarak da açıldı, faaliyete geçti İnönü döneminde. Peki bu niçin oldu?
Yani 1948 senesinde yaşanmış olan bu gelişmenin arka planında ne vardı?
Özelliği neydi? Hani bunu şöyle de sorabiliriz. Neden 1944'te değil ya da
neden 1950'de değil falan. 4 yani bu altın vuruş olmuş oluyor.
Atatürk mason muydu? Evet. Şimdi arkadaşlar
bu az önce de dediğim sorduğumuz soruya resmi ideoloji ve resmi tarih yanlısı
tarafından yanlıları tarafından verilen cevap üzerinden gidelim. Neydi o cevap?
Çünkü Atatürk masonluğa karşıydı. Detayına girmeyeceğim bunun. Yani girmeye de çok değmez aslında. Çünkü
tamamen yanlış bir cevap. Ama o cevabı biz doğru varsaydığımızda
kendilerine şu soruları sorarız. Paul Dumont, Osmanlıcılık, ulusçu akımlar
ve masonluk. Sayfa 136. İstiklal Harbi özellikle ilk zamanlar yani Türklerin
hiçbir şansı yok diye herkesin zannettiği dönemde mütareke aylarında
açık açık vatana ihanet suçu işlemiş olan mason locaları istiklal harbi
kazanıldıktan hemen arkasından cumhuriyet ilan edildikten sonra bu hem
de harp içerisindeki vatan hainlikleri nedeniyle neden hiçbir ceza görmediler? hiçbir
kovuşturmaya tabi tutulmadılar. Ana soruyu unutmayalım arkadaşlar.
Atatürk masonluğa karşıydı iddiaları bu. Bizim
sorumuza verdikleri cevabın temeli bu. Peki öyleyse bunu nasıl açıklarsınız?
Neden? Hem masonluğa karşı diyelim ki iddia ettikleri gibi yani masonluğun
gizliliğine karşı, felsefesine karşı, ideolojisine karşı,
düşünce biçimine karşı, zihniyet kültürüne karşı, karşı oğlu karşı. E bir
bu zaten kendi başına çok kuvvetli bir dayanak. İki, bir de bu adamlar hem de
Türk halkı ve Türk devleti, Osmanlı Devleti tarihinin en tehlikeli dönemini
yaşarken, bir ölüm kalım mücadelesi verirken bir de ihanet etmişler.
Nasıl olsa bunların işi bitti. Hani işte o dönemde Yahudilerin
aynı özgüvenle, aynı şımarıklıkla Müslümanlara, Türklere, Osmanlı'ya
bundan sonra siz ayı yıldızı gökte görürsünüz. diyerek dalga geçtikleri gibi. E şimdi
bu durumda hayatın doğal akışı, aklın gereği bunun hesabının sorulması değil
miydi? Sorulmadı. Niçin?
Buna belki bir parça cevap teşkil
edecek. Ernest Hemingway, ünlü Amerikalı edebiyatçı, aynı zamanda savaş muhabiri,
gazeteci. Savaş üzerine sayfa 424.
Ekim 1922 tarihinde arkadaşlar bu hem o sırada askerliğini yapıyor Amerikan
ordusunda herhalde asemen yedek subay gibi bir şey.
İstanbul'a görevli olarak gelmiş. İstanbul'daki gözlemler de işte yazıya
dökmüş. Sonra bu kitaba alınmış. Peki Ekim 1922'nin özelliği ne?
İstiklal harbi henüz kazanılmış. işte Lozan müzakerelerinin ön müzakereleri
yapılıyor, hazırlığı yapılıyor. Böyle çok önemli kritik bir tarih şeyi.
O dönemdeki gözlemlerine ve gazeteci kimliğiyle istihbaratına dayanarak
Ernest Hemingway'in yorumu şu arkadaşlar. Yani burada özellikle altını çizelim. Bu
lafları ben söylemiyorum. Hemingway'in kitabında yazıyor. Başka şeyler daha
yazıyor da onları Hemingway'den aktarma şeklinde bile olsa biz ne yazık ki
programlarda dile getiremiyoruz. Çünkü 5816'nın dibi yani o kadar özel hayatının en özel
kısımlarıyla alakalı ve aman cız dedirtecek şeyler. Neyse diyor ki konuyla alakalı
Kemal Paşa ve ekibi ateist. Mason İslam düşmanı.
Dünyanın Müslüman halkları onun gerçek yüzünü anlamaya başladılar ve giderek ona tepki gösteriyorlar.
Masonluk tarihi Emre Avşar, sayfa 191.
Dünya Milletlerarası Mason Birliği 1923 senelik toplantısını İstanbul'da yaptı.
Hani karşıydı. Şimdi şunu diyecek. bir parça tarihi bilen ulusalcı tavşanlar.4 Ekim 1923'e kadar İstanbul hala İngiliz ağırlıklı İhtilaf kuvvetlerinin
işgalinde. Dolayısıyla Kemal Paşa'nın Ankara hükümetinin hakimiyetinde değil.
O zaman bu bilgi kadüktü. Çok öyle değil arkadaşlar. şu yüzden tepki vermek
istese gene de o tepkisini gösterebileceği araçlara sahipti. En
önemlisi. E peki o zaman yeri geldiğinde okuyacağım. 1932
millet arası yani küresel mason toplantısı niçin İstanbul'da oldu?
Ona tekrardan temas edeceğiz. Şimdi tarihin akışına uyduk. Gidiyoruz.
29 Ekim 1923 ne oldu? Hepinizin bildiği gibi Cumhuriyet ilan edildi. Bununla
alakalı Faruk Mercan Onlar Başroldeydi. Kitabın ismi. Bu kitabı tavsiye ederim.
Yakın tarih meraklarına saaflarda bulursunuz. Sayfa 383.
Fransız masonları diyor ki Türkiye'de cumhuriyeti ve laik rejimi masonlar kurdu.
Zaten bu konuyu başlı başına bizim ele aldığımız bir videomuz, programımız vardır. Arzu edenler izleyebilirler.
Cumhuriyeti kuran masonlar başlıklı. Burada bir cümle özet geçtiğimiz şey
orada herhalde gene 1 buçuk saat boyunca falan dünya kadar kaynak. Onların da
tamamına yakına tırnak içinde onların kaynakları. Yani bu ulusalcı
tavşan tayfasının makbul kabul ettiği kaynaklar. anlatıyoruz.
Mesela Kemal Tahir Kurt Kanunu kitabının 250. sayfasında haklı olarak şuna dikkat
çekiyor. Diyor ki, "Hilafet ilga edildi." Yani Ümm-i Muhammed'in en üst düzey
kurumu. Ama Fener Patrikanesine ve mason localarına dokunulmadığı niçin?
Hani karşıydı ya Atatürk masonluğa.
Evet demin söylemiştik. Şimdi açalım kaynağıyla. Pars Tuğlacı İsmet İnönü sayfa 157.
6 ve 11 Eylül 1932 tarihleri arasında İstanbul'da milletlerarası mason
kongresi toplandı. Şimdi kutup yıldızımızı unutmayalım
arkadaşlar. O nedir? Bu programın kutup yıldızı sabitesi yani Atatürk masonluğa
karşıydı locaları O yüzden kapattı. Ne zaman? 1935.
E bu çok uzak bir tarihte olmamış. Gördüğünüz gibi
2,5 seneyi bile bulmayacak kadar kısa bir süre önce
işte o fevkalade masonluk karşıtıydı dediğiniz aynı Kemal Paşa'nın aynı
siyasi güçle yani tek başına Türkiye'de bütün önemli kararları alan
kişi olarak memleketin yönetimine el koymuş olduğu
sırada öyle azbz bir şey de değil. Yani
bugün de devam ediyordur o. Senede bir sefer dünyanın belli bir yerinde küresel
bir mason toplantısı olur üst düzey. Bu 1923'ten hem de 9 sene sonra. Yani
düşünürseniz aritmetik açıdan çok mantıklı değil. Çünkü yani o sırada
dünyada şöyle böyle bağımsız denilen devlet sayısı 50 ile 60 civarında.
Dolayısıyla bu genel manzarada 9 sene sonra sıranın tekrar Türkiye'ye gelmemiş olması lazım. Ama gelmiş. E bu kadar sık
Türkiye'de senelik toplantılarını bu adamlar yaptıklarına göre bunun özel bir
sebebinin arka planının olması lazım.
Şimdi bizim bu geceki konumuzu ilgilendiren kısmıyla sadece şunu
söyleyebiliriz. Özgür arka plan sebebi her ne olursa
olsun yani demek ki Atatürk öyle masonluk karşıtı düşmanı falan değil. 9
sene sonra tekrar Türkiye'deler. Seyhun Tunaşar Türk Ulusal masonluğunda
1935 Uykuya yatma olayı ki mason kitabıdır bu. Sayfa 117. diyor ki bu
kapatma hadisesinden önce Atatürk yani hangi kaynaktansa ayrı herhalde
tahsisata mesturedendir, örtülü ödenektendir. Masonlara diyor para yardımı
yapmaktaydı. E şimdi bu tam yani dakika bir gol 1 dedirtecek cinsen bir bilgi.
Neden? E masonluğa karşıydı yani. Şimdi lafı uzatmayalım. Siz kendi
üstünüzden empati yapın arkadaşlar. Böyle hayır amaçlı çünkü yani bu olsa
olsa hayır amaçlı olur. Ticari bir yatırım değil. Para yardımı yaptığınız kurumlar,
kanallar nereleridir? Sevdiklerinizdir. Kendinizle özdeş
saydıklarınızdır. Güvendiklerinizdir. Yani diyelim ki mesela Gazze'ye para
yardımı yapmak istiyorsunuz. Bunu yani bu anlamda kendinizi en yakın
hissettiğiniz ideolojik anlamda, zihniyet anlamında dürüstlüğüne, sistemine, ciddiyetine en fazla
güvendiğiniz bir kurumun eliyle yaparsınız. Değil mi? Yani basit bir şey.
Şimdi bu basitliğe geri dönersek yani Atatürk masonluk karşıtıydı.
E ama onlara para yardımı yapıyor. Yani beni şu an izlemekte olanların
sayısal olarak ekseriyeti Müslümandır. Belli çünkü bizim programların karakteristiği. İsterseniz onun
üzerinden empati yapalım. Diyelim ki böyle hayır amaçlı kullanılacak paranız var. Bu parayı Lyon'a ve Rotari'ye mi
verirsiniz Müslüman kimliğinizde? Hayır. Neden? Çünkü siz masonluğa karşısınız
benim gibi. E Atatürk de karşıydı ama para yardımı yapıyordu
diyoruz ya. Yani şu Türkiye'de Allah hiç kimseyi ulusalca etmesin çünkü. Hadi
buyur gel şimdi buna cevap ver çık işin içinden çıkabiliyorsan.
Ne cevap verecekler? her zaman söylediği gibi yani tahmin ediyorum o mübareğin de şu
ana kadar bütün günahları sıfırlanmıştır. Vefat edeli çok olmamakla beraber hani o kadar iftira ve
hakaret günahlar edenlere gidiyor ya. Ne diyorlar? Kadir Mısıroğlunun uydurması.
Ancak onu diyecekler.
Evet. Şimdi arkadaşlar şuraya geldik.
Doğrudan olayın kendisine gelelim biz.Tek parti dönemi ve CHP Hakkı Uyar.
Zaman zaman bu vatandaşın kitaplarından alıntı yaparız. Bu prof, tarihçidir.
Zannediyorum Manisa'da Celal Bayer Üniversitesi'nde görevli halihazırda.
Kitaplarını okumuş olanlar bilirlerdi. Hiç böyle saklama gereği falan da duymayacak şekilde.
Feci halde Kemalisttir ve CHP'lidir. Yani şimdi bizim programların ortak
karakteristik özelliği, paylaştığımız bilgileri, kaynakları ve iddialarımızı hep tırnak içinde
ötekilerin, onların kaynaklarına dayandırıyoruz. Ya işte
Hakkı Uyar Tek parti dönemi ve CHP kitabının 322
sayfasından okuyorum. Meselenin resmi görünümü bu arkadaşlar.
9 Ekim 1935 tarihinde Anadolu Ajansı aracılığı ile yayınlanan bir haberde
Türk Mason Cemiyeti'nin kendi kendini fes ettiği belirtilmekte ve şu bilgi verilmektedir.
Mason Cemiyeti'nin yönetim kurulu tarafından alınmış ve Anadolu Ajansı vasıtasıyla bütün yurda dünyaya
duyurulmuş olan ilgili haberin kendi metni. Mesul ve maruf imzalar altında
ajansımıza verilen bir haberde Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal
tekamülünü, gelişmesini ve günden güne artan muazzam terakkilerini ilerlemesini,
nazarı itibara alarak, göz önünde bulundurarak ve Türkiye Cumhuriyeti'nde
hakim olan demokratik ya ne demezsin sen ona ve cidden laik prensiplerin Evet.
tatbikinden doğan eğilikleri yani özgün ifade bu müşahede ederek, gözlemleyerek
faaliyetine bu hususta hiçbir kanun olmaksızın yani hiçbir kanun bizi kapanmaya mecbur etmediği halde tamamen
kendi özgür irademizle diyor masonlar
nihayet vermeyi, sonlandırmayı ve bütün mallarını dikkat memleket ve sosyal
kültürel kalkınma çalışan halk evlerine teberruğu bağışlamayı
muvafık görüldüğünü, uygun görüldüğünü bildirmiştir. Yani biz herhangi bir zorlama baskı
olmaksızın canım benim kendi kendimize
Loca'yı, derneği kapatmaya karar verdik ama ciddi miktarda ortada mal da var.
Taşınır taşınmaz. Bunlar ne olacak? Bunları da halkevine bağışlamaya karar
verdik. Halke resmi olarak da kurumsal olarak da CHP'nin yan örgütü. Yani mecazi anlamda
değil. Mesela Halkevlerinin genel merkezi yoktur, sekretaryosu yoktur, genel başkanı yoktur. İlk
ademesinde örgütlenmesi vardır. Halbuki doğal olarak bir de genel merkez olması
lazım. Yoktur. Çünkü o CHP genel merkezidir. CHP yönetim kademesi aynı zamanda
halkevlerinin de yönetim kademesidir. CHP'nin resmen yan kuruluşudur. Yani
bütün mal varlığımızı da diyor halkevlerine tabiri diğerle CHP'ye teberrü etmeye karar verdik. Şimdi
dediğim gibi yani bu Anadolu Ajansı'na verilmiş resmi metinde. Bu resminin ötesine geçen işi
arka gerçek boyutuyla biraz daha aydınlatan Mustafa Armağan'ın Yakın Tarihin Kara
Delikleri kitabının 70 ve 71. sayfasından okuyorum.
Mim Kemal Öken'in bu arkadaşlar önemli isim. Doktor tıp profesörü.
1937 sonbaharında Atatürk'e ilk ölümcül hastalığının teşhisini koyacak. Sonra
ölünceye kadar Atatürk'ün en yakın müdavi hekimi olacak.
Yani şimdi alakasız bir mevzu da geride bıraktığı hazırlamı gizli olarak
yazmış olduğu muhtemel olan kimliği de o sırada derin devlet tarafından aldırdır
ele geçirilmeye çalışılacak. ele geçirilecek.
Arkadan cumhurbaşkanı olmuş olan İsmet Paşa bu açıdan da kendisini özel olarak
uyaracak. Diyecek ki sakın ne sen ne diğer arkadaşların söyle. Tedavi
hekimleri böyle hatırat günlük falan filan ortada
bulundurmasınlar yok etsinler. Tabii şimdi bu ayrı bir konu. Atatürk nasıl öldü konusunda İşledik de bunu.
Yani Atatürk'ün hastalık süreci ile ilgili onu tedavi etmiş olan doktorların
yazılı hiçbir günlük hatırat tutmamaları devlet için, rejim için neden bu kadar
önemliydi? Neyse bu arkadaşlar çok üst düzey bir
masondur. Onunla bağlantılı şimdi gidiyoruz. Mim
Kemal Öke'nin masonluğun ideallerini soran Atatürk'e verdiği cevap onların
Cumhuriyet Halk Partisi'ninkilerle birebir örtüştüğü şeklindedir.
Locaların ilkeleri tıp atıp CHP'ye uyuyor diye cevap veriyor. Mim Kemal Öke.
Bunun üzerine yanlarında bulunan bir zat. Madem aynı ideallere sahibiz
öyleyse neden masonluk diye ayrı bir cemiyet var.
Söze girerken dedim
ya arkadaşlar yani iki tane gerçek sebep var. En azından görüntüde kapatmış
olmaya ve mal varlıklarının üzerine yatmaya. Biri bu
CHP dışında hiçbir sivil toplum yani o siyasi parti gerçi sayılmaz.
Hiçbir toplum kuruluşu bırakılmayacak. Totaliter rejime geçilecek.
Atatürk'ün yanındaki zat hemen onu söylüyor. O karar çünkü uygulamaya
geçilmiş. Öyleyse neden masonluk diye ayrı bir cemiyet var sorusunu sorar haklı olarak.
İşte locaların gerçek kapanma sebebini bu kritik sorunun içeriğinde aramak
gerekiyor. Çünkü halen mason üstadı azamı olan
Celil Layiktez in yani Mustafa Armağan bu yazıyı yazdığı sırada ki herhalde
2010'lu yıllar yakınlarda bazı gazetelere de yansıyan bir ifadesi var ki mason cephesiin uyuma
eylemini yani 1935'ten 1948'e kadar o resmi olarak kapatılmış gibi
göründükleri dönem mason jargonunda uyumu olarak geçiyor.
uyuma eylemini nasıl yorumladığını pek güzel sergiler. Masonlara göre CHP ve
halkevleri zaten masonik idealleri benimsemiş ve kendilerinin yapması gereken işleri üstlenmişlerdi.
Dolayısıyla kendilerine ihtiyaç kalmamıştı. Artık gönül rahatlığıyla uykuya dalabilirlerdi. Çok ilginç. Aynı
yıllarda aynı sebeple faaliyeti tatil eden ya da asgariye indiren başka bir
sosyal grup daha var. Hristiyan misyonerleri. Amerikan merkezli Hristiyan misyonerleri
de yani hepsi değil. Bunların içinden bazıları herhalde daha stratejik
düşünebilenleri Amerika'daki merkezlerine resmi dilekçeler göndererek müracaatta
bulunuyorlar. Diyorlar ki bizi Türkiye'den alın. Dünyanın başka Hristiyanlığa daha çok ihtiyacı olan
yerlerine tayin edin, gönderin. Çünkü diyorlar Türkiye'de bizim misyonerlik faaliyetimizin artık bir manası sebebi
mevcudiyeti kalmadı. Bu işi Türk hükümeti yapıyor zaten ister inan ister inanma.
Bunu başka programlarda ayrıntılı kaynak bilgileriyle beraber vermiştik. Bak
masonlar da ki o zaman değil yani 2010'lu senelerde çok yakın tarihte hem
de o tarihteki büyük üstadın ifadesiyle yani bu adamın
böyle bir yorum yapmış söylemiş ama fakat yani masonluk adına konuşma yetkisi var
mı? Masonluğu temsil etme potansiyeli nedir dediğinizde bir numara. Çünkü
diyor CHP ile halk evleriyle özdeştik. Öyleyse bize ne gerek verdi? O yüzden uykuya yattık.
Şimdi ana eksenimizi ve sorumuzu unutmayalım. Yani Atatürk masonluk düşmanıydı. Bak herifler diyor ki
düşmanlığı bir tarafa koy. Bizim Atatürk'ün partisiyle aramızda karbon
kağıdı vardı. Yani biz asıl nüsaydık. Onlar karbon
nüsasıydı. Şimdi böyle olmakla düşman olmayı nasıl
bir arada buluşturuyorlar, telif ediyorlar? İşte onu soruyorum.
Mustafa Armağan'dan devam ediyoruz arkadaşlar. Ancak yakalanması gereken ince bir nokta
yatıyor burada. Türkiye Cumhuriyeti 1935'te cumhuriyet öncesine ait sivil
kalıntıları tamamen ortadan kaldırmak için kolları sıvamış. Bütün yolların partiye çıkacağı ve
faaliyetlerin onun engin şemsiyesi altına alınacağı bir sürecin düğmesine
basmıştır. CHP bayrağındaki altı okun sembolize ettiği prensipler zaten olmuş ve olması
muhtemel her türlü fikri temsil etmiyor muydu? O halde başka kurumlara ve derneklere ne
gerek vardı? Ancak ilginç olan husus şuydu. Devlet bu hükümet dışı kuruluş ve
dernekleri kapatmıyor. Kendilerini fes etmelerini istiyordu. Bundan girişte
bahsettik. İşte Türk Ocakları ve Kadınlar Birliği bu yöntemle kendilerini fes etmişti.
Şimdi sıra mason loocalarına gelmiş. Önceden haber uçurularak kapılarına kilit vurmaları istenmişti.
Evet. Sonra arkadaşlar
sonra şimdi ayrıntı ve kaynak bilgileriyle verelim. Gerçek sebep
kaynağımız Faik Ahmet Barutçu. Siyasi hatıralar ikinci cilt. Yalnız dikkat
1977 Milliyet Yayınları edisyonu değil. Çünkü o fevkalade sansürlüdür.
2001 ya da 2002'de yayınlanmış 21. yüzyıl yayınları edisyonu. Bu sansürsüz
tam metindir. Çok önemli bir kaynaktır. Faik Ahmet Baruçu'nun kişiliği
nedeniyle. Çünkü şunu düşünün. Özellikle milli şef döneminde sonuna kadar
milli şefin en yakınlarından bir tanesi bakan milletvekili.
Yani işlerine gelmeyen noktada ulusalcı tavşan tayfasının ellerindeki yegane
savunma argümanı. Ya bunu Kadir Mısıroğlu Allah rahmet eylesin uydurdu. Hayır bunu sizin adamınız Faik Ahmet
Barutçu söylüyor. Diyor ki ikinci cilt sayfa 1212'de
Tevfik Rüştü Aras dedi ki diyor kendisinin de bulunduğu bir mecliste. Tevfik Rüştü Aras kim? Atatürk döneminin
sabit değişmez dışişleri bakanı Atatürk mason hocalarını İttihatçıların
intikamından korktuğu için kapattı. Mehmet Pınar, hadi gel köyümüze geri
dönelim. Anadoluculuk ve köycülük bağlamında Türkiye Köylü Partisi doktora tezi sayfa 200
28. Tahsin Demiray diyor ki, "Atatürk'ün mason localarını kapatmasının sebebi
İttihat Terakki ile iç içe geçmiş olmalarıydı." Orhan Koloğlu bildiğim kadarıyla kendisi
de mason, gazeteci, yazar, fevkalade Kemalist. Cumhuriyet döneminde Masonlar isimli
kitabının 43. sayfasında diyor ki, "Masol hocaları İttihat Terakki Cemiyeti
ile özdeş olduklarından ve mevcut rejime yani Atatürk yönetimine
muhalefet odağı olacakları olarak kullanılabilecekleri
korkusundan ötürü kapatıldı." Şimdi bütün bunlara rağmen ulusalcı
tayfası gene de inat ve ısrar ediyor ise ki hayır Atatürk masonluğa karşı olduğu
için locaları kapattı. Bunun başka bir hani Demirel'in meşhur Isparta ağzıyla
dile getirdiği şekilde söyleyelim. Var mı bunun başka
izah tarzı diyordu 70'li yıllar. Ulusalcı tayfanlar, tavşanlar da farz
edelim diyorlar ki hayır bunun başka bir izah tarzı yok. Atatürk masonluğa karşı
olduğu için kapattı. Buraya kadar sergilediklerimiz bu konuda
sayısal olarak büyük kısmı NATO kafa, NATO mermer olduğu için diyelim etki
etmedi.
O zaman şunu gündeme getireceğiz arkadaşlar. Şimdi gene düz mantık ve
hayatın doğal akışı prensibi üzerinden gittiğimiz takdirde farz edelim ki Atatürk mason hocalarını
masonluğa karşı olduğu için kapattı. Doğal olarak devamında
o sırada Türkiye'de üst düzey görevde bulunan masonların da azledilmesi lazım. Ama yüksek bürokrat olarak ama siyasi
yönetici olarak yani genel müdürdü, müsteşardı, bakanı, milletvekiliydi. Öyle mi? Mantıklı mı? Hayatın doğal
akışına uygun olan bu mu? Normal olan bu mu? Evet.
Peki mason locaları kapatıldıktan sonra mason olduğundan ötürü görevinden
alınan, kızağa çekilen kimse var mı? Yok. Mason locaları kapatıldığı sırada
Türkiye'de siyasi ve bürokratik elitte çok ciddi bir mason yoğunluğu var mı?
Okuyacağım şimdi örneklerini. Evet. Kesinlikle localar kapatıldıktan sonra da aralarından bir kişi bile en azından
mason olduğu gerekçesiyle eksiltilmeksizin bu yoğunluk devam etmiş mi? Evet. Şimdi ayrıntılarına gireceğiz.
E bütün bunları yan yana koyduğumuzda Atatürk nasıl masonluk karşıtı oluyor ve o yüzden locaları kapatmış oluyor. Yani
locaları kapatıyor. Şimdi düz mantığa göre o zaman masonların tepkisini de
alıyor. Yani bu insan bizim lcalarımızı kapattı. Aa biz de onu eskiden bir
seviyor idiysek şimdi 10 seveyelim sevelim herhalde demez. Yani insan fıtratı belli.
Hatta belki intikam düşünür. kötülük yapmak düşünür falan. Bu mülahazayla
locaları kapatmış olan böyle kritik yerlerde bulunanları da oradan alır. Bu
açıdan kendine göre daha güvenli isimleri getirir.
Şimdi mantığın gereği bu. Ama olgu nasıl tahakkuk etmiş? Maddi gerçeklik nasıl
akmış? Ona bakalım arkadaşlar. Zeki Arıkan
İzmir basınından seçmeler ki bu İzmir Büyükşehir yani CHP'li İzmir Büyükşehir
Belediyesi'in yayınıdır. Zeki Arıkan da Kurtuluş Savaşı Günlüğü kitabıyla meşhur
öğretmen kökenli fena halle Kemalist yazarlardandır.
Diyor ki 1923-1938 dönemi 2. cilt 1. Kitap sayfa 543'te
sene 1931 Türkiye Maşrik-ı Azamı o zamanki ifade büyük üstat yani Türkiye
masonlarının lideri Mim Kemal Öke az önce bahsettik
meslek olarak tıp doktoru. Ordinarius profesör doktor Atatürk'e siros teşisini
koyan ölünceye kadar tedavisinde en yakınında bulunan birkaç hekimden bir tanesi.
Az önce onunla masonluk konusunda Atatürk'ün konuşmasından da bir paragraf
pasaj okuduk. İşte bu Mim Kemal günümüzdeki Mim Kemal Öke'nin dedesi.
E aynı zamanda Türkiye masonlarının üstadı. Yani işte buyurun şimdi taşları yan yana
koyun. Bu durumda Atatürk nasıl mason karıştı?
Ömer Özcan, Doktor Tahsin Tola, doktora tezidir. Sayfa 198.
1934 senesinde Cevat Rifat Atilhan o sıradaki Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde 92 tane mason milletvekili var diyor. Yani meclis yekünün üçte
birine yakın bir rakam. İlginç olan şu yani gerçek anlamda seçim diye bir şey
yok. Atamam. Hatta öyle ki 35'te mi 31'de mi emin değilim. O
atanmış olan milletvekillerinden bir tanesi yemin töreninde
yemin metnini okuduktan sonra cumhurbaşkanı locasına doğru başını çevirerek yani doğrudan Atatürk'ün
şahsına hitap ederek bütün saflığıyla hani bunu bilerek yapsa ironi olur.
Kafasını kopartırlardı. Ona cesaret edemez kimse. Dolayısıyla
ancak saflığıyla izah edebiliriz. beni bu meclise mebus olarak atadığınızdan ötürü size de diyor çok
teşekkür ederim. Yani gerçeği, gerçeği odur o günün meclisinin. İşte Kılıç Ali
mesela Sabit Gaziantep milletvekili daha sonra hatıralarında
anlatırken gene kendi kaleminden beni Gaziantep halkı mebus olarak seçti,
Ankara'ya gönderdi demiyor. Beni Atatürk Antep'e mebus dikti diyor. Yani böyle
ağaç diker gibi. Aynen özgün ifadesiyle hani bu parantezi açtık. şu yüzden ya
şimdi meclisin ciddi bir kısmı mason ama e ne yapalım yani işte halk bunları seçmiş gibi bir savunma imkanı yok çünkü
ortada halk yok meclis var milletvekilleri var da
ırkteyizciler yapılan işin adı seçim olmakla beraber esasen bildiğiniz atama atama olduğunun
zaten en büyük ispatı şu olayın ismi seçim ama seçime giren parti bir tane.
Yani düşünün arkadaşlar o günlerin Türkiye'si böyle bir Türkiye'ydi.
Yaşamak ister miydiniz?
Bu durumda şuraya geldik.
Tamamı son söz Atatürk'ten çıkacak şekilde tek tek onun tarafından belirlenen yaklaşık
300 milletvekilinin 92 tanesine mason olması
Atatürk açısından demek ki bir sorun teşkil etmiyor. Etmeyebilir. Neyse yani ayrı. Ama bu durumda Atatürk nasıl mason
karşıtı oluyor? Yani hem mason karşıtısınız hem de teker teker tespit ettiğiniz,
karar verdiğiniz milletvekillerinin en az üçte biri mason.
Demirel gibi sormuş olalım. Var mı bunun başka bir izah tarzı?
Oran Koloğlu, Cumhuriyet döneminde masonlar sayfa 83.
Aynı sene 1934 senesinde Karpiç'te yani Ankara'nın gizli devlet sübvansiyonlu
destekli meşhur restoran barı. Yani protokol için ve üst düzey için o
günün Hay sosyetesi için böyle bir yere ihtiyaç var. İşte bu da karpiç restoran.
restoran var esasen karpiçte bir mason balosu düzenleniyor.
Yani böyle alayı valla davul zurna çalınarak adeta
dikkat edin o sırada Atatürk Cumhurbaşkanı ve sözüm ona masonluk karıştı. Ama masonlar Ankara Karpiç'te
büyük gürültüyle mason balosu düzenliyorlar.
Şükrükaya, İçişleri Bakanı, Tevfik Rüştü Aras Dışişleri Bakanı, Hasan Saka yani o
sırada milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Yardımcısı,
Kazım Özalp, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Nevzat Tandoğan,
meşhur Ankara'nın valisi, belediye başkanı. Özgün mason kıyafetiyle baloya
katılıyorlar. Yani masonların karpişti. O tarihte balo
düzenlemesini bir tarafa koyduk. Şimdi şuradaki kadroya bakar mısınız? İçişleri
bakanı, dışişleri bakanı, Meclis Başkanı, Meclis Başkan Yardımcısı, Ankara Valisi, belediye vali ve belediye
başkanı. Ulan geriye kim kaldı? Zaten bunlar da katılıyorlar.
2 3 katılmakla kalmıyorlar. Bir de mason localarındaki törenler
sırasında giydikleri böyle işte eteklik meteklik falan tuhaf bir kıyafetleri vardır masonların
seremonik. Bir de onu giyerek katılıyorlar. Ve bu sırada Cumhurbaşkanı Atatürk bu
heriflerin günümüzdeki iddiasına göre locaları kapattı. Çünkü mason karşıtıydı.
Yani pek çok örneğinde olduğu gibi arkadaşlar, şimdi bu noktada bütün şu maddi olgulara, gerçekliklere rağmen
Atatürk'e mason karşıtıydı o yüzden kapattı dediklerinde aslında hakaret etmiş olurlar.
Neden? Çünkü hepsini doğru kabul edersen o açıklamayı da gözünün önünde bunlar
olduğu halde bunlara ses çıkarmıyor olması arkadaşlar.
Yani Atatürk'ün şahsı adına, onun zihinsel yetenekleri adına, kişiliği
adına son derece olumsuz bir durum ortaya koyar. Ben öyle bir şey iddia etmiyorum.
Ama ulusalcıların ortada lök gibi bu maddi gerçeklikler varken gene de
Atatürk masonluğa karşıydı demeleri aslında düşünebilen birisi için Atatürk'e hakaret anlamına gelir. Hani
en affinden şunu söyleyeyim. Bu izaha göre Atatürk ne yaptığını bilen birisi değildi demektir.
Bunlara hiç sesini çıkarmıyor ama locayı kapatacak kadar da masonluğa karşı.
E bu nasıl iş paşam deriz yani. Sen bu kadar masonluk karşıtısın. Dış işlerini
onlara teslim etmişsin. İç işlerini onlara teslim etmişsin. Meclisi başkan vekili de dahil olacak şekilde onlara
teslim etmişsin. Başkentin valiliğini, belediye başkanlığını onlara teslim
etmişsin. Yani gafletin bu derecesini arkadaşlar
Atatürk değil bir kırkçisi bile yapmaz. O bile görür buradaki tehlikeyi. Devam.
Numan Menemencioğlu üst düzey mason. Yani bu tarihte Dışişleri
bürokrasisinin başındaki adam birkaç sene sonra dışişleri bakanı
olacak. İnönü döneminde kaynak Aydoğan Vatandaş Monşer Saklı
seçilmişler. Sayfa 144. Şükrükaya 33 dereceli mason.
Yani malum masonlu 11'den 33'e kadar rütbe sistemi vardır.
Şükrükaya zaten fesih kararını alan yönetim kurulunun da üyesi. En üst düzey
mason. 33. Yani şunu söyleyeyim. Masonlukta 34 derece diye bir şey yok.
33'te bitiyor zaten. Kaynak Süleyman Yeşilyurt Türkiye'nin büyük
masonları. Sayfa 19. Muhidin Üstündğ. Aynı tarihte İstanbul Valisi belediye
başkanı mason aynı kaynak. Necmettin Sadak mesela basındaki en yakın
kalemşörlerden bir tanesi. Aynı kaynak sayfa 53 54 mason.
Evet. Localar kapandıktan sonra bürokratyada siyasi bütün masonlar
görevlerine devam ettiler. Mesela bu kolektif bir çalışma olan yakın dönem
Türk politik tarihi kitabının 60. sayfasında da özellikle altı çiziliyor.
Yani olayın gerçeği budur. İşte bu durumda demek ki locaları kapatma Atatürk'ün
masonluğa muhalif olmasından kaynaklanmıyor. Birazcık mürekkep yalamış olan ulusalcı
tayfası şunu söyleyebilir ama Mahmut Esad Bozkurt. E bu da üst düzey. Birçok
farklı bakanlıkta görev yapmış. Özellikle Adalet Bakanlığı'nda hukuk eğitimi aldığından ötürü Atatürk'e yakın
mı yakın bu masonluk karıştı. Recep Peker gibi
mesela. E demek ki böyleleri de var falan.
Toplumsal tarih Eylül 1996 tarih 33. sayı 33. sayfa. Mahmut Esad Bozkurt
arkadaşlar başta mason olmak istedi. Çok dengesiz bir kişiliğe sahip olduğu için
yani kafayı çekip çekip sonra belinden tabancayı çıkartıp rastgele sağa sola
sıkıyor falan. Yani böyle bir tip kişilik olarak ve alkolik aynı zamanda.
O yüzden mason locası bunun üyelik başvurusunu kabul etmedi. Düşmanlık onun
üzerine. Sonra evet düşman doğru yani.
Giritli Şevki, sözüm ona, İzmir suikasti provokasyonunun hazırlayıcılarından
birisiyle beraber gecenin birinde 30'lu yıllarda kafaları çekip çekip
gidip İzmir Karşıyaka'daki Mason Derneği'nin kulüp binasını
tabancalarıyla kurşun yağmuruna tutacak kadar. İşte o günlerin Türkiye'si böyle bir Türkiye. Adalet bakanı kafayı iyice
güzelleştirince çekiyor revolveri. Bütün topu boşaltıyor işte canının
sıkıldığı yere falan. O yüzden yani ne kadar haklı olarak eleştirirseniz
eleştirin hükümeti, yönetimi falan siz gene de arkadaşlar beni dinlerseniz
o günkü Türkiye yerine bugünkü Türkiye'de yaşıyor olmaktan ötürü rabbinizi hamdedin derim. İşte karşıt
olan da bu. Diğer birkaç kişi daha var. Onların da gerekçeleri bu istikamette.
Deyince şimdi esasen bu haftanın mevzusunu bitirdik.
Girişte arz ettiğim
gibi yani bu masonluk mevzusuna dair tek parti dönemi dört program. Bu
birincisiydi. Bitti. Önümüzdeki haftanın hem fragmanı kabul edin hem de konu bütünlüğü açısından.
Bu birinci başlıkta da yani Atatürk mason localarına niçin kapattı
sorusunun da kapsamına gireceğinden ötürü kısa kısa şunları paylaşayım.
Bu kısa kısa paylaşacaklarını önümüzdeki hafta ayrıntılarıyla hatta kaynağından bizzat okuyarak falan Allah izin verirse
tekrar edeceğiz. Ana soruyu, çizgiyi unutmayın. Kapattı çünkü mason localarına karşıydı. Ne zaman? Ekim 1935.
Dikkat. Ömer Özcan Doktor Tahsin Tola, sayfa 87.
Haftaya okuyacağız bunu kaynağından. Mason loocalarının kapatılması bir
danışıklı dövüştür. Çünkü önümüzdeki hafta programının adı
neydi arkadaşlar sorusu. Mason locaları peki gerçekten kapatıldı mı? 2.
Deniz Güner, sansür ve iktidar sayfa 104. Takip eden yıllarda mesela 1936 senesi
gibi bakanlar kurulu kararıyla masonluk alehtarı yayınlar, kitaplar
yasaklanıyor. Yani tam ulusalcı çelişkisi.
Locaları kapatıyoruz çünkü masonluk karşıtayız. Bir sene sonra masonluğu
eleştiren kitaplar bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanıyor.
Yani argodaki ifadesiyle bu ne laana? Bu ne
ne diyorlardı? Bu ne perhiz? Bu ne laana turşusu.
Detayı bunun. Celil Bozkurt. Cevap Rıfat Atilan. Sayfa 87 893 132 135.
Dünya nazarında Yahudilik ve masonluk isimli kitap Bakanlar Kurulu kararıyla
yasaklandı. Başka kitaplarda
ve bana göre bu açıdan en güçlü olgu şudur. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Demokrat
Parti, sayfa 94. 1938 senesinde vefatından kısa bir süre
önce projesi bizzat Atatürk'ün kendisi tarafından kabul edilmiş olan Türkiye
Büyük Millet Meclisi binası ve kampüsünde yani şu anki bina
odur. Avusturyalı mimar Holmeister'ın çizdiği, inşaatını
başlattığı yüzlerce masonik sembolü var.
Avusturyalı mimar çünkü üst düzey ve çok aktif bir mason. her yere bulaştırıyor
ama sonunla onu yaptığı yani tabii eee
pozisyonu itibarıyla bu kadar önemli bir siyasi binaya, merkeze hem de
yüzlercesini yerleştirerek o masonik sembolleri projeyi hazırlıyor, çiziyor.
Kocalarını kapatacak kadar masonluğa karşıydı." denilen Atatürk, baştan aşağı
mason sembolleriyle doldurulmuş olan meclis binası projesini aynen kabul ediyor.
Yani şunu da söyleyeyim. O semboller bugün içinde meclis binasında kampüsteki
diğer binalarda mevcut. derseniz ki hani ya hani öncekileri
anladık da ama bu 22 senelik AK Parti iktidarı Evet.
Yani o sembolleri tek tespit edip kaldırmak,
tabiri caizse binayı temizlemek, herhangi bir ihale, rant ve arsa işiyile
bağlantılı olmadığı için tabii AK Parti hükümetleri buna çok ilgi göstermemişlerdir, önemsememişlerdir.
Yani onların mazereti odur. Halihazırda duruyor bunlar.
ana eksenden uzaklaşmayalım. E şimdi bu durumda Atatürk nasıl mason karıştı?
Gene aynı yere geri döndük. Yani hem bunu yaptı, bunları yaptı, hem aynı zamanda mason karşıtıydı dediğiniz vakit
esasen psikolojik açıdan kişilik yapısı özellikleri itibariyla falan Atatürk'e
hakaret etmiş olursunuz. Dikkatli olun. Yani sonra acar bir savcıya yakalandınız
mı 5816'dan size gününüzü gösterir
arkadaşlar.
Dolayısıyla önümüzdeki haftanın konusunu, sorusunu zaten duyurmuş olduk. Tekrar edelim.
Mason locaları gerçekten kapatıldı mı? 18 Ekim Cumartesi akşamı saat 22'de
Allah'ın izni ve inayetiyle o vakte kadar ebeden ve daima sizleri
kendisine emanet edilenleri zayi etmeyen Allah'a emanet ediyorum. Hayırlı geceler
ve hayırlı uykular diliyorum.
Videoyu izlemek için altta ki linke tıklayın