RESMİ TARİHE SORUYORUZ - 15 ATATÜRK MASON LOCALARINI NİÇİN KAPATTI?

RESMİ TARİHE SORUYORUZ - 15 ATATÜRK MASON LOCALARINI NİÇİN KAPATTI? :

    Bismillah arkadaşlar. Herkese hayırlı akşamlar. 

    Bu hafta resmi tarihe soruyoruz. Atatürk mason localarını niçin kapattı? Olay nedir? 1935 senesinde mason locaları resmiyette görünüşte kendi kendilerini fesh edip aslında aramızda hiçbir fark yoktur dedikleri CHP'ye ve halkevlerine katılma kararı aldılar. Ama bu görüntüydü. Gerçekte Atatürk'ten gelen emirle kendi kendilerini feshettiler. Dolayısıyla işin gerçeği Atatürk mason localarını kapatmış oldu. Yani aslında mı diye devam etmemiz lazım. Çünkü arkadaşlar Allah izin verirse önümüzdeki haftanın cumartesi gecesinin konusu ve sorusudur. Bunun devamı yani mason locaları gerçekten kapandı mı? Ama şimdi haftaları birbirine karıştırmayalım. Meselenin o kısmını, sorunun o türlüsünü önümüzdeki haftaya bırakalım. Biz şimdilik resmi anlatıma uyalım. 

    Mason locaları 1935 senesinde Atatürk tarafından kapatıldı diyelim. Bunu soru formatına dönüştürüyoruz. Diyoruz ki niçin? Bu niçin sorusunun arkadaşlar yani bir zamandan beridir böyle çok daha yüksek sesle, çok daha kendine güvenerek ulusalcı cenahlarda resmi ideoloji ve resmi tarih yanlısı çevrelerdeki cevabı  çünkü Atatürk masonluğa karşıydı şeklinde oluyor. İşte problem de arkadaşlar burada başlıyor. Atatürk gerçekten masonluğa karşı mıydı? Dolayısıyla Atatürk'ün mason localarını, sözüm ona 1935 senesinde kapatmış olmasının sebebi masonluğa karşı olması mıydı? Değildi. Bunun arkadaşlar yani sözün sonunu başta söyleyelim. Sonra yeri geldiğinde gene açarak devam ederiz.

    Aslında iki tane temel sebebi vardır. Bir masonluğa özel olmayan kısım. totaliter rejim eğilimi diyorum ben ona. Yani 1935 senesine gelindiğinde bütün dünyada aslında son derece popüler olan, son derece çekiciliğe sahip olan Alman, Hitler, Nazi rejiminin totaliter niteliği Atatürk tarafından bir imrenmeyle takip ediliyor. O da Türkiye'deki kendi Kemalist rejimini Nazi benzeri totaliter bir rejim haline dönüştürmeye çalışıyor. Şimdi konumuzla doğrudan alakalı olmadığı için bunu çok fazla uzatmayacağım. Belki başka bir programın başlı başına anlatım konusu olur. Ama şu kadarcık bir parantez açayım. Totaliter rejim inşası arkadaşlar çok kolay bir iş değildir. Rejimi totaliter hale getirmek. Yani toplumu tek aslında bütün insanları, ütopik hedef odur, tek tip haline dönüştürebilmek için çok güçlü bir siyasi irade olması lazım. Hadi onun olduğunu kabul edelim. Çok ciddi mali imkan gerekir, para gerekir. Çok geniş ve yetkin bir kadroya ihtiyaç vardır. Yani bu işi icra edecek, devleti bu hedefe göre yeniden dizayn edecek, toplumu bu hedefe göre yeniden dizayn edecek. Yani o günün Türkiye'si ve nüfusu üzerinden konuşacak olursak on binlerce kişilik niceliği itibariyla büyük. Niteliği itibariyla da yani bu amaç açısından yeterli eğitime, donanıma, iradeye falan sahip çok yetkin bir kadroya ihtiyaç vardır. Ama buna rağmen Atatürk'ün gönlünde yatan aslan oydu. Muvaffak olabildi mi? Olamadı. bir yani bu hedefi göz önüne aldıktan sonra kalan ömrünün kısalığı itibarıyla da çünkü yani işte 33 başında Almanya'da Hitler Naziler iktidar oldu. Bunların böyle Atatürk de dahil birçok ülkede ve birçok liderin gözünde bir imrenme konusu haline gelmeleri. Evet 35'leri falan buldu. E Atatürk'ün ölümünden 3 sene önceden bahsetmiş oluyoruz. Süre yetersizdi. Bu işi becerebilecek parasal imkan yoktu. Öyle bir kadro da yoktu ama niyet vardı. Bu niyete yönelik olarak yapılabilecek olanlar yapılmaya başlanmıştı. 

    İşte burada arkadaşlar doğrudan mason localarına özel değildir dediğim birinci gerekçe karşımıza çıktı. CHP merkezi dışında kalan bütün sivil toplum kuruluşlarını ortadan kaldırmak. Mesela aynı sene Türk Kadınlar Birliği de gene yöneticilerine kapattırıldı. tırnak içerisinde aynı mason locaları gibi. Ve öyle ki Atatürk öldüğünde arkadaşlar yani buna ister inanın ister inanmayın Türkiye'deki toplam dernek sayısı yani işte Kızılay Çocuk Esirgeme Kurumu falan filan 200 küsürdü. Yani bu gerçekten inanılması zor bir rakam. Çünkü günümüz Türkiye'sinde zannediyorum İstanbul'un küçük çaplı bir semtinde bile bunun birkaç kat fazlası dernek vardır. Amacı her ne olursa olsun dernek yani STK kimliğine, hüviyetine sahip olanların toplamı Avcı Derneği işte filanca ilçeyi güzelleştirme derneği dedik. Kızılay Çocuk Esirgeme Kurumu, Yeşilay falan. Bunların hepsinin tamamı Türkiye'de 200 küsürdü. Çünkü geri kalanlar tırnak içinde inşallah gene dilim sürçmez kapattırıltılmıştı. İşte masonluk da bu genel listenin arasında. Çünkü düşünürseniz yani Türkiye'de sivil toplum kuruluşu dernek bırakmıyorsunuz hepsini kapattırıyorsunuz. Ama bu arada mason derneği açık devam ediyor faaliyetine. Yani bu o günün Türkiye'de rejimin sahiplerinin bile göze alamayacağı kadar aykırı bir şeydi. Fransızların tabiriyle absürt olurdu, saçma olurdu. Yapamazlardı.

    İkinci temel sebep yani ikinci gerçek sebep arkadaşlar bu masonluğa özel. Çünkü Atatürk tarihten bu tarafa ittihatçılıkla masonluk özdeş olarak geliştiği için ve o sırada İttihatçılardan bir şekilde kılıç artığı kıyıda köşede kalmış olanlar Atatürk'ü can düşmanı olarak kabul ettikleri için özellikle 1926 sözüm ona İzmir suikasti iddiaları ve işte onun bahanesiyle idam edilmiş olan İttihatçılar. Tabii bu arada İttihatçılık dediğimiz şeyin en baştan itibaren kan, intikam, silah, tabanca, Balkan eşkıyalığı üzerinden geliştiğini yani İttihatçılığın aslında bugün de öyledir. Bir şehir eşkıyalığından ibaret olduğunu düşünürsek ve bu taşları yan yana koyarsak Atatürk bu kendisini öldürmeye çalışacak olan yani bu o gün için ciddi bir ihtimaldi. Dediğim gibi kan davası başlamıştı. Çünkü İttihatçıların o iç içe geçmişlik nedeniyle bu faaliyetle ilgili bir araya gelmelerini, planlama yapmalarını, örgütlenmelerini falan mason locaları çatısı altında işte onların toplantılarını eee ileri sürerek, bahane ederek, kamuflaj malzemesi olarak kullanarak yapacaklarından endişe etmekteydi. derseniz ki bu yerinde bir endişe mi yoksa böyle paranoit bir endişe mi? Hayır. Bu son derece yerinde bir endişeydi. Bir de yani özel dediğim sebep budur. Gerçek sebep. Mason localarını o yüzden kapattı. kendisine yönelecek muhtemel bir İttihatçı suikastinin baştan itibaren önünü kesebilmek, imkanlarını zayıflatabilmek mülahazası ile.

    Şimdi biz bu cumartesi programlarımızın esas formatına geri dönelim. Soru olarak bundan sonrasını soralım. Yani ben şu ana kadar yaptığım girizgahı açık yüreklilikle söyledim. Kur'an-ı Kerim'in anlatım tarzına uydum. Sorun bana göre cevabı net ise ki öyle arz ettik onu. Bu cevabı sözün en başında verdim. Sonra onun açılımına geri geçeriz. Detaylarına geçeriz. Zaten Allah izin verirse arkadaşlar şimdi tek parti dönemi ve masonluk bahsini açtığımızda ben bu diziyi dört program yani birbirini takip edecek dört cumartesi olarak kendi kafamda planladım. Bu hafta işte şu an yapmakta olduğumuz şekliyle Atatürk mason localarını niçin kapattı? Az evvel satır arasında bahsettim. Önümüzdeki cumartesi Allah izin verirse bunun devamı yani mason locaları gerçekten kapandı mı 1935 senesinde ve onu takip eden yıllar içerisinde onun devamı arkadaşlar 1948 senesinde gene resmi görünüme göre mason locaları açıldı. Yani resmi olarak da açıldı, faaliyete geçti İnönü döneminde. Peki bu niçin oldu? Yani 1948 senesinde yaşanmış olan bu gelişmenin arka planında ne vardı? Özelliği neydi? Hani bunu şöyle de sorabiliriz. Neden 1944'te değil ya da neden 1950'de değil falan. 4 yani bu altın vuruş olmuş oluyor. Atatürk mason muydu? Evet. Şimdi arkadaşlar bu az önce de dediğim sorduğumuz soruya resmi ideoloji ve resmi tarih yanlısı tarafından yanlıları tarafından verilen cevap üzerinden gidelim. Neydi o cevap? Çünkü Atatürk masonluğa karşıydı. Detayına girmeyeceğim bunun. Yani girmeye de çok değmez aslında. Çünkü tamamen yanlış bir cevap. Ama o cevabı biz doğru varsaydığımızda kendilerine şu soruları sorarız. Paul Dumont, Osmanlıcılık, ulusçu akımlar ve masonluk. Sayfa 136. İstiklal Harbi özellikle ilk zamanlar yani Türklerin hiçbir şansı yok diye herkesin zannettiği dönemde mütareke aylarında açık açık vatana ihanet suçu işlemiş olan mason locaları istiklal harbi kazanıldıktan hemen arkasından cumhuriyet ilan edildikten sonra bu hem de harp içerisindeki vatan hainlikleri nedeniyle neden hiçbir ceza görmediler? hiçbir kovuşturmaya tabi tutulmadılar. Ana soruyu unutmayalım arkadaşlar. Atatürk masonluğa karşıydı iddiaları bu. Bizim sorumuza verdikleri cevabın temeli bu. Peki öyleyse bunu nasıl açıklarsınız? Neden? Hem masonluğa karşı diyelim ki iddia ettikleri gibi yani masonluğun gizliliğine karşı, felsefesine karşı, ideolojisine karşı, düşünce biçimine karşı, zihniyet kültürüne karşı, karşı oğlu karşı. E bir bu zaten kendi başına çok kuvvetli bir dayanak. İki, bir de bu adamlar hem de Türk halkı ve Türk devleti, Osmanlı Devleti tarihinin en tehlikeli dönemini yaşarken, bir ölüm kalım mücadelesi verirken bir de ihanet etmişler. Nasıl olsa bunların işi bitti. Hani işte o dönemde Yahudilerin aynı özgüvenle, aynı şımarıklıkla Müslümanlara, Türklere, Osmanlı'ya bundan sonra siz ayı yıldızı gökte görürsünüz. diyerek dalga geçtikleri gibi. E şimdi bu durumda hayatın doğal akışı, aklın gereği bunun hesabının sorulması değil miydi? Sorulmadı. Niçin? 

    Buna belki bir parça cevap teşkil edecek. Ernest Hemingway, ünlü Amerikalı edebiyatçı, aynı zamanda savaş muhabiri, gazeteci. Savaş üzerine sayfa 424. Ekim 1922 tarihinde arkadaşlar bu hem o sırada askerliğini yapıyor Amerikan ordusunda herhalde asemen yedek subay gibi bir şey. İstanbul'a görevli olarak gelmiş. İstanbul'daki gözlemler de işte yazıya dökmüş. Sonra bu kitaba alınmış. Peki Ekim 1922'nin özelliği ne? İstiklal harbi henüz kazanılmış. işte Lozan müzakerelerinin ön müzakereleri yapılıyor, hazırlığı yapılıyor. Böyle çok önemli kritik bir tarih şeyi. O dönemdeki gözlemlerine ve gazeteci kimliğiyle istihbaratına dayanarak Ernest Hemingway'in yorumu şu arkadaşlar. Yani burada özellikle altını çizelim. Bu lafları ben söylemiyorum. Hemingway'in kitabında yazıyor. Başka şeyler daha yazıyor da onları Hemingway'den aktarma şeklinde bile olsa biz ne yazık ki programlarda dile getiremiyoruz. Çünkü 5816'nın dibi yani o kadar özel hayatının en özel kısımlarıyla alakalı ve aman cız dedirtecek şeyler. Neyse diyor ki konuyla alakalı Kemal Paşa ve ekibi ateist. Mason İslam düşmanı. Dünyanın Müslüman halkları onun gerçek yüzünü anlamaya başladılar ve giderek ona tepki gösteriyorlar. 

    Masonluk tarihi Emre Avşar, sayfa 191. Dünya Milletlerarası Mason Birliği 1923 senelik toplantısını İstanbul'da yaptı. Hani karşıydı. Şimdi şunu diyecek. bir parça tarihi bilen ulusalcı tavşanlar.4 Ekim 1923'e kadar İstanbul hala İngiliz ağırlıklı İhtilaf kuvvetlerinin işgalinde. Dolayısıyla Kemal Paşa'nın Ankara hükümetinin hakimiyetinde değil. O zaman bu bilgi kadüktü. Çok öyle değil arkadaşlar. şu yüzden tepki vermek istese gene de o tepkisini gösterebileceği araçlara sahipti. En önemlisi. E peki o zaman yeri geldiğinde okuyacağım. 1932 millet arası yani küresel mason toplantısı niçin İstanbul'da oldu? Ona tekrardan temas edeceğiz. Şimdi tarihin akışına uyduk. Gidiyoruz. 29 Ekim 1923 ne oldu? Hepinizin bildiği gibi Cumhuriyet ilan edildi. Bununla alakalı Faruk Mercan Onlar Başroldeydi. Kitabın ismi. Bu kitabı tavsiye ederim. Yakın tarih meraklarına saaflarda bulursunuz. Sayfa 383. Fransız masonları diyor ki Türkiye'de cumhuriyeti ve laik rejimi masonlar kurdu. Zaten bu konuyu başlı başına bizim ele aldığımız bir videomuz, programımız vardır. Arzu edenler izleyebilirler. Cumhuriyeti kuran masonlar başlıklı. Burada bir cümle özet geçtiğimiz şey orada herhalde gene 1 buçuk saat boyunca falan dünya kadar kaynak. Onların da tamamına yakına tırnak içinde onların kaynakları. Yani bu ulusalcı tavşan tayfasının makbul kabul ettiği kaynaklar. anlatıyoruz. Mesela Kemal Tahir Kurt Kanunu kitabının 250. sayfasında haklı olarak şuna dikkat çekiyor. Diyor ki, "Hilafet ilga edildi." Yani Ümm-i Muhammed'in en üst düzey kurumu. Ama Fener Patrikanesine ve mason localarına dokunulmadığı niçin? Hani karşıydı ya Atatürk masonluğa. Evet demin söylemiştik. Şimdi açalım kaynağıyla. Pars Tuğlacı İsmet İnönü sayfa 157. 6 ve 11 Eylül 1932 tarihleri arasında İstanbul'da milletlerarası mason kongresi toplandı. Şimdi kutup yıldızımızı unutmayalım arkadaşlar. O nedir? Bu programın kutup yıldızı sabitesi yani Atatürk masonluğa karşıydı locaları  O yüzden kapattı. Ne zaman? 1935. E bu çok uzak bir tarihte olmamış. Gördüğünüz gibi 2,5 seneyi bile bulmayacak kadar kısa bir süre önce işte o fevkalade masonluk karşıtıydı dediğiniz aynı Kemal Paşa'nın aynı siyasi güçle yani tek başına Türkiye'de bütün önemli kararları alan kişi olarak memleketin yönetimine el koymuş olduğu sırada öyle azbz bir şey de değil. Yani bugün de devam ediyordur o. Senede bir sefer dünyanın belli bir yerinde küresel bir mason toplantısı olur üst düzey. Bu 1923'ten hem de 9 sene sonra. Yani düşünürseniz aritmetik açıdan çok mantıklı değil. Çünkü yani o sırada dünyada şöyle böyle bağımsız denilen devlet sayısı 50 ile 60 civarında. Dolayısıyla bu genel manzarada 9 sene sonra sıranın tekrar Türkiye'ye gelmemiş olması lazım. Ama gelmiş. E bu kadar sık Türkiye'de senelik toplantılarını bu adamlar yaptıklarına göre bunun özel bir sebebinin arka planının olması lazım.

    Şimdi bizim bu geceki konumuzu ilgilendiren kısmıyla sadece şunu söyleyebiliriz. Özgür arka plan sebebi her ne olursa olsun yani demek ki Atatürk öyle masonluk karşıtı düşmanı falan değil. 9 sene sonra tekrar Türkiye'deler. Seyhun Tunaşar Türk Ulusal masonluğunda 1935 Uykuya yatma olayı ki mason kitabıdır bu. Sayfa 117. diyor ki bu kapatma hadisesinden önce Atatürk yani hangi kaynaktansa ayrı herhalde tahsisata mesturedendir, örtülü ödenektendir. Masonlara diyor para yardımı yapmaktaydı. E şimdi bu tam yani dakika bir gol 1 dedirtecek cinsen bir bilgi. Neden? E masonluğa karşıydı yani. Şimdi lafı uzatmayalım. Siz kendi üstünüzden empati yapın arkadaşlar. Böyle hayır amaçlı çünkü yani bu olsa olsa hayır amaçlı olur. Ticari bir yatırım değil. Para yardımı yaptığınız kurumlar, kanallar nereleridir? Sevdiklerinizdir. Kendinizle özdeş saydıklarınızdır. Güvendiklerinizdir. Yani diyelim ki mesela Gazze'ye para yardımı yapmak istiyorsunuz. Bunu yani bu anlamda kendinizi en yakın hissettiğiniz ideolojik anlamda, zihniyet anlamında dürüstlüğüne, sistemine, ciddiyetine en fazla güvendiğiniz bir kurumun eliyle yaparsınız. Değil mi? Yani basit bir şey. Şimdi bu basitliğe geri dönersek yani Atatürk masonluk karşıtıydı. E ama onlara para yardımı yapıyor. Yani beni şu an izlemekte olanların sayısal olarak ekseriyeti Müslümandır. Belli çünkü bizim programların karakteristiği. İsterseniz onun üzerinden empati yapalım. Diyelim ki böyle hayır amaçlı kullanılacak paranız var. Bu parayı Lyon'a ve Rotari'ye mi verirsiniz Müslüman kimliğinizde? Hayır. Neden? Çünkü siz masonluğa karşısınız benim gibi. E Atatürk de karşıydı ama para yardımı yapıyordu diyoruz ya. Yani şu Türkiye'de Allah hiç kimseyi ulusalca etmesin çünkü. Hadi buyur gel şimdi buna cevap ver çık işin içinden çıkabiliyorsan. Ne cevap verecekler? her zaman söylediği gibi yani tahmin ediyorum o mübareğin de şu ana kadar bütün günahları sıfırlanmıştır. Vefat edeli çok olmamakla beraber hani o kadar iftira ve hakaret günahlar edenlere gidiyor ya. Ne diyorlar? Kadir Mısıroğlunun uydurması. Ancak onu diyecekler. 

    Evet. Şimdi arkadaşlar şuraya geldik. Doğrudan olayın kendisine gelelim biz.Tek parti dönemi ve CHP Hakkı Uyar. Zaman zaman bu vatandaşın kitaplarından alıntı yaparız. Bu prof, tarihçidir. Zannediyorum Manisa'da Celal Bayer Üniversitesi'nde görevli halihazırda. Kitaplarını okumuş olanlar bilirlerdi. Hiç böyle saklama gereği falan da duymayacak şekilde. Feci halde Kemalisttir ve CHP'lidir. Yani şimdi bizim programların ortak karakteristik özelliği, paylaştığımız bilgileri, kaynakları ve iddialarımızı hep tırnak içinde ötekilerin, onların kaynaklarına dayandırıyoruz. Ya işte Hakkı Uyar Tek parti dönemi ve CHP kitabının 322 sayfasından okuyorum. Meselenin resmi görünümü bu arkadaşlar. 9 Ekim 1935 tarihinde Anadolu Ajansı aracılığı ile yayınlanan bir haberde Türk Mason Cemiyeti'nin kendi kendini fes ettiği belirtilmekte ve şu bilgi verilmektedir. Mason Cemiyeti'nin yönetim kurulu tarafından alınmış ve Anadolu Ajansı vasıtasıyla bütün yurda dünyaya duyurulmuş olan ilgili haberin kendi metni. Mesul ve maruf imzalar altında ajansımıza verilen bir haberde Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekamülünü, gelişmesini ve günden güne artan muazzam terakkilerini ilerlemesini, nazarı itibara alarak, göz önünde bulundurarak ve Türkiye Cumhuriyeti'nde hakim olan demokratik ya ne demezsin sen ona ve cidden laik prensiplerin Evet. tatbikinden doğan eğilikleri yani özgün ifade bu müşahede ederek, gözlemleyerek faaliyetine bu hususta hiçbir kanun olmaksızın yani hiçbir kanun bizi kapanmaya mecbur etmediği halde tamamen kendi özgür irademizle diyor masonlar nihayet vermeyi, sonlandırmayı ve bütün mallarını dikkat memleket ve sosyal kültürel kalkınma çalışan halk evlerine teberruğu bağışlamayı muvafık görüldüğünü, uygun görüldüğünü bildirmiştir. Yani biz herhangi bir zorlama baskı olmaksızın canım benim kendi kendimize Loca'yı, derneği kapatmaya karar verdik ama ciddi miktarda ortada mal da var. Taşınır taşınmaz. Bunlar ne olacak? Bunları da halkevine bağışlamaya karar verdik. Halke resmi olarak da kurumsal olarak da CHP'nin yan örgütü. Yani mecazi anlamda değil. Mesela Halkevlerinin genel merkezi yoktur, sekretaryosu yoktur, genel başkanı yoktur. İlk ademesinde örgütlenmesi vardır. Halbuki doğal olarak bir de genel merkez olması lazım. Yoktur. Çünkü o CHP genel merkezidir. CHP yönetim kademesi aynı zamanda halkevlerinin de yönetim kademesidir. CHP'nin resmen yan kuruluşudur. Yani bütün mal varlığımızı da diyor halkevlerine tabiri diğerle CHP'ye teberrü etmeye karar verdik. Şimdi dediğim gibi yani bu Anadolu Ajansı'na verilmiş resmi metinde. Bu resminin ötesine geçen işi arka gerçek boyutuyla biraz daha aydınlatan Mustafa Armağan'ın Yakın Tarihin Kara Delikleri kitabının 70 ve 71. sayfasından okuyorum. Mim Kemal Öken'in bu arkadaşlar önemli isim. Doktor tıp profesörü. 1937 sonbaharında Atatürk'e ilk ölümcül hastalığının teşhisini koyacak. Sonra ölünceye kadar Atatürk'ün en yakın müdavi hekimi olacak. Yani şimdi alakasız bir mevzu da geride bıraktığı hazırlamı gizli olarak yazmış olduğu muhtemel olan kimliği de o sırada derin devlet tarafından aldırdır ele geçirilmeye çalışılacak. ele geçirilecek. Arkadan cumhurbaşkanı olmuş olan İsmet Paşa bu açıdan da kendisini özel olarak uyaracak. Diyecek ki sakın ne sen ne diğer arkadaşların söyle. Tedavi hekimleri böyle hatırat günlük falan filan ortada bulundurmasınlar yok etsinler. Tabii şimdi bu ayrı bir konu. Atatürk nasıl öldü konusunda İşledik de bunu. Yani Atatürk'ün hastalık süreci ile ilgili onu tedavi etmiş olan doktorların yazılı hiçbir günlük hatırat tutmamaları devlet için, rejim için neden bu kadar önemliydi? Neyse bu arkadaşlar çok üst düzey bir masondur. Onunla bağlantılı şimdi gidiyoruz. Mim Kemal Öke'nin masonluğun ideallerini soran Atatürk'e verdiği cevap onların Cumhuriyet Halk Partisi'ninkilerle birebir örtüştüğü şeklindedir. Locaların ilkeleri tıp atıp CHP'ye uyuyor diye cevap veriyor. Mim Kemal Öke. Bunun üzerine yanlarında bulunan bir zat. Madem aynı ideallere sahibiz öyleyse neden masonluk diye ayrı bir cemiyet var

   Söze girerken dedim ya arkadaşlar yani iki tane gerçek sebep var. En azından görüntüde kapatmış olmaya ve mal varlıklarının üzerine yatmaya. Biri bu CHP dışında hiçbir sivil toplum yani o siyasi parti gerçi sayılmaz. Hiçbir toplum kuruluşu bırakılmayacak. Totaliter rejime geçilecek. Atatürk'ün yanındaki zat hemen onu söylüyor. O karar çünkü uygulamaya geçilmiş. Öyleyse neden masonluk diye ayrı bir cemiyet var sorusunu sorar haklı olarak. İşte locaların gerçek kapanma sebebini bu kritik sorunun içeriğinde aramak gerekiyor. Çünkü halen mason üstadı azamı olan Celil Layiktez in yani Mustafa Armağan bu yazıyı yazdığı sırada ki herhalde 2010'lu yıllar yakınlarda bazı gazetelere de yansıyan bir ifadesi var ki mason cephesiin uyuma eylemini yani 1935'ten 1948'e kadar o resmi olarak kapatılmış gibi göründükleri dönem mason jargonunda uyumu olarak geçiyor. uyuma eylemini nasıl yorumladığını pek güzel sergiler. Masonlara göre CHP ve halkevleri zaten masonik idealleri benimsemiş ve kendilerinin yapması gereken işleri üstlenmişlerdi. Dolayısıyla kendilerine ihtiyaç kalmamıştı. Artık gönül rahatlığıyla uykuya dalabilirlerdi. Çok ilginç. Aynı yıllarda aynı sebeple faaliyeti tatil eden ya da asgariye indiren başka bir sosyal grup daha var. Hristiyan misyonerleri. Amerikan merkezli Hristiyan misyonerleri de yani hepsi değil. Bunların içinden bazıları herhalde daha stratejik düşünebilenleri Amerika'daki merkezlerine resmi dilekçeler göndererek müracaatta bulunuyorlar. Diyorlar ki bizi Türkiye'den alın. Dünyanın başka Hristiyanlığa daha çok ihtiyacı olan yerlerine tayin edin, gönderin. Çünkü diyorlar Türkiye'de bizim misyonerlik faaliyetimizin artık bir manası sebebi mevcudiyeti kalmadı. Bu işi Türk hükümeti yapıyor zaten  ister inan ister inanma. Bunu başka programlarda ayrıntılı kaynak bilgileriyle beraber vermiştik. Bak masonlar da ki o zaman değil yani 2010'lu senelerde çok yakın tarihte hem de o tarihteki büyük üstadın ifadesiyle yani bu adamın böyle bir yorum yapmış söylemiş ama fakat yani masonluk adına konuşma yetkisi var mı? Masonluğu temsil etme potansiyeli nedir dediğinizde bir numara. Çünkü diyor CHP ile halk evleriyle özdeştik. Öyleyse bize ne gerek verdi? O yüzden uykuya yattık. Şimdi ana eksenimizi ve sorumuzu unutmayalım. Yani Atatürk masonluk düşmanıydı. Bak herifler diyor ki düşmanlığı bir tarafa koy. Bizim Atatürk'ün partisiyle aramızda karbon kağıdı vardı. Yani biz asıl nüsaydık. Onlar karbon nüsasıydı. Şimdi böyle olmakla düşman olmayı nasıl bir arada buluşturuyorlar, telif ediyorlar? İşte onu soruyorum. Mustafa Armağan'dan devam ediyoruz arkadaşlar. Ancak yakalanması gereken ince bir nokta yatıyor burada. Türkiye Cumhuriyeti 1935'te cumhuriyet öncesine ait sivil kalıntıları tamamen ortadan kaldırmak için kolları sıvamış. Bütün yolların partiye çıkacağı ve faaliyetlerin onun engin şemsiyesi altına alınacağı bir sürecin düğmesine basmıştır. CHP bayrağındaki altı okun sembolize ettiği prensipler zaten olmuş ve olması muhtemel her türlü fikri temsil etmiyor muydu? O halde başka kurumlara ve derneklere ne gerek vardı? Ancak ilginç olan husus şuydu. Devlet bu hükümet dışı kuruluş ve dernekleri kapatmıyor. Kendilerini fes etmelerini istiyordu. Bundan girişte bahsettik. İşte Türk Ocakları ve Kadınlar Birliği bu yöntemle kendilerini fes etmişti. Şimdi sıra mason loocalarına gelmiş. Önceden haber uçurularak kapılarına kilit vurmaları istenmişti. Evet. Sonra arkadaşlar sonra şimdi ayrıntı ve kaynak bilgileriyle verelim. Gerçek sebep kaynağımız Faik Ahmet Barutçu. Siyasi hatıralar ikinci cilt. Yalnız dikkat 1977 Milliyet Yayınları edisyonu değil. Çünkü o fevkalade sansürlüdür. 2001 ya da 2002'de yayınlanmış 21. yüzyıl yayınları edisyonu. Bu sansürsüz tam metindir. Çok önemli bir kaynaktır. Faik Ahmet Baruçu'nun kişiliği nedeniyle. Çünkü şunu düşünün. Özellikle milli şef döneminde sonuna kadar milli şefin en yakınlarından bir tanesi bakan milletvekili. Yani işlerine gelmeyen noktada ulusalcı tavşan tayfasının ellerindeki yegane savunma argümanı. Ya bunu Kadir Mısıroğlu Allah rahmet eylesin uydurdu. Hayır bunu sizin adamınız Faik Ahmet Barutçu söylüyor. Diyor ki ikinci cilt sayfa 1212'de Tevfik Rüştü Aras dedi ki diyor kendisinin de bulunduğu bir mecliste. Tevfik Rüştü Aras kim? Atatürk döneminin sabit değişmez dışişleri bakanı Atatürk mason hocalarını İttihatçıların intikamından korktuğu için kapattı. Mehmet Pınar, hadi gel köyümüze geri dönelim. Anadoluculuk ve köycülük bağlamında Türkiye Köylü Partisi doktora tezi sayfa 200 28. Tahsin Demiray diyor ki, "Atatürk'ün mason localarını kapatmasının sebebi İttihat Terakki ile iç içe geçmiş olmalarıydı." Orhan Koloğlu bildiğim kadarıyla kendisi de mason, gazeteci, yazar, fevkalade Kemalist. Cumhuriyet döneminde Masonlar isimli kitabının 43. sayfasında diyor ki, "Masol hocaları İttihat Terakki Cemiyeti ile özdeş olduklarından ve mevcut rejime yani Atatürk yönetimine muhalefet odağı olacakları olarak kullanılabilecekleri korkusundan ötürü kapatıldı." Şimdi bütün bunlara rağmen ulusalcı tayfası gene de inat ve ısrar ediyor ise ki hayır Atatürk masonluğa karşı olduğu için locaları kapattı. Bunun başka bir hani Demirel'in meşhur Isparta ağzıyla dile getirdiği şekilde söyleyelim. Var mı bunun başka izah tarzı diyordu 70'li yıllar. Ulusalcı tayfanlar, tavşanlar da farz edelim diyorlar ki hayır bunun başka bir izah tarzı yok. Atatürk masonluğa karşı olduğu için kapattı. Buraya kadar sergilediklerimiz bu konuda sayısal olarak büyük kısmı NATO kafa, NATO mermer olduğu için diyelim etki etmedi.

    O zaman şunu gündeme getireceğiz arkadaşlar. Şimdi gene düz mantık ve hayatın doğal akışı prensibi üzerinden gittiğimiz takdirde farz edelim ki Atatürk mason hocalarını masonluğa karşı olduğu için kapattı. Doğal olarak devamında o sırada Türkiye'de üst düzey görevde bulunan masonların da azledilmesi lazım. Ama yüksek bürokrat olarak ama siyasi yönetici olarak yani genel müdürdü, müsteşardı, bakanı, milletvekiliydi. Öyle mi? Mantıklı mı? Hayatın doğal akışına uygun olan bu mu? Normal olan bu mu? Evet. Peki mason locaları kapatıldıktan sonra mason olduğundan ötürü görevinden alınan, kızağa çekilen kimse var mı? Yok. Mason locaları kapatıldığı sırada Türkiye'de siyasi ve bürokratik elitte çok ciddi bir mason yoğunluğu var mı? Okuyacağım şimdi örneklerini. Evet. Kesinlikle localar kapatıldıktan sonra da aralarından bir kişi bile en azından mason olduğu gerekçesiyle eksiltilmeksizin bu yoğunluk devam etmiş mi? Evet. Şimdi ayrıntılarına gireceğiz. E bütün bunları yan yana koyduğumuzda Atatürk nasıl masonluk karşıtı oluyor ve o yüzden locaları kapatmış oluyor. Yani locaları kapatıyor. Şimdi düz mantığa göre o zaman masonların tepkisini de alıyor. Yani bu insan bizim lcalarımızı kapattı. Aa biz de onu eskiden bir seviyor idiysek şimdi 10 seveyelim sevelim herhalde demez. Yani insan fıtratı belli. Hatta belki intikam düşünür. kötülük yapmak düşünür falan. Bu mülahazayla locaları kapatmış olan böyle kritik yerlerde bulunanları da oradan alır. Bu açıdan kendine göre daha güvenli isimleri getirir. Şimdi mantığın gereği bu. Ama olgu nasıl tahakkuk etmiş? Maddi gerçeklik nasıl akmış? Ona bakalım arkadaşlar. Zeki Arıkan İzmir basınından seçmeler ki bu İzmir Büyükşehir yani CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi'in yayınıdır. Zeki Arıkan da Kurtuluş Savaşı Günlüğü kitabıyla meşhur öğretmen kökenli fena halle Kemalist yazarlardandır. Diyor ki 1923-1938 dönemi 2. cilt 1. Kitap sayfa 543'te sene 1931 Türkiye Maşrik-ı Azamı o zamanki ifade büyük üstat yani Türkiye masonlarının lideri Mim Kemal Öke az önce bahsettik meslek olarak tıp doktoru. Ordinarius profesör doktor Atatürk'e siros teşisini koyan ölünceye kadar tedavisinde en yakınında bulunan birkaç hekimden bir tanesi. Az önce onunla masonluk konusunda Atatürk'ün konuşmasından da bir paragraf pasaj okuduk. İşte bu Mim Kemal günümüzdeki Mim Kemal Öke'nin dedesi. E aynı zamanda Türkiye masonlarının üstadı. Yani işte buyurun şimdi taşları yan yana koyun. Bu durumda Atatürk nasıl mason karıştı? Ömer Özcan, Doktor Tahsin Tola, doktora tezidir. Sayfa 198. 1934 senesinde Cevat Rifat Atilhan o sıradaki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 92 tane mason milletvekili var diyor. Yani meclis yekünün üçte birine yakın bir rakam. İlginç olan şu yani gerçek anlamda seçim diye bir şey yok. Atamam. Hatta öyle ki 35'te mi 31'de mi emin değilim. O atanmış olan milletvekillerinden bir tanesi yemin töreninde yemin metnini okuduktan sonra cumhurbaşkanı locasına doğru başını çevirerek yani doğrudan Atatürk'ün şahsına hitap ederek bütün saflığıyla hani bunu bilerek yapsa ironi olur. Kafasını kopartırlardı. Ona cesaret edemez kimse. Dolayısıyla ancak saflığıyla izah edebiliriz. beni bu meclise mebus olarak atadığınızdan ötürü size de diyor çok teşekkür ederim. Yani gerçeği, gerçeği odur o günün meclisinin. İşte Kılıç Ali mesela Sabit Gaziantep milletvekili daha sonra hatıralarında anlatırken gene kendi kaleminden beni Gaziantep halkı mebus olarak seçti, Ankara'ya gönderdi demiyor. Beni Atatürk Antep'e mebus dikti diyor. Yani böyle ağaç diker gibi. Aynen özgün ifadesiyle hani bu parantezi açtık. şu yüzden ya şimdi meclisin ciddi bir kısmı mason ama e ne yapalım yani işte halk bunları seçmiş gibi bir savunma imkanı yok çünkü ortada halk yok meclis var milletvekilleri var da ırkteyizciler yapılan işin adı seçim olmakla beraber esasen bildiğiniz atama atama olduğunun zaten en büyük ispatı şu olayın ismi seçim ama seçime giren parti bir tane. Yani düşünün arkadaşlar o günlerin Türkiye'si böyle bir Türkiye'ydi. Yaşamak ister miydiniz? 

    Bu durumda şuraya geldik. Tamamı son söz Atatürk'ten çıkacak şekilde tek tek onun tarafından belirlenen yaklaşık 300 milletvekilinin 92 tanesine mason olması Atatürk açısından demek ki bir sorun teşkil etmiyor. Etmeyebilir. Neyse yani ayrı. Ama bu durumda Atatürk nasıl mason karşıtı oluyor? Yani hem mason karşıtısınız hem de teker teker tespit ettiğiniz, karar verdiğiniz milletvekillerinin en az üçte biri mason. Demirel gibi sormuş olalım. Var mı bunun başka bir izah tarzı? Oran Koloğlu, Cumhuriyet döneminde masonlar sayfa 83. Aynı sene 1934 senesinde Karpiç'te yani Ankara'nın gizli devlet sübvansiyonlu destekli meşhur restoran barı. Yani protokol için ve üst düzey için o günün Hay sosyetesi için böyle bir yere ihtiyaç var. İşte bu da karpiç restoran. restoran var esasen karpiçte bir mason balosu düzenleniyor. Yani böyle alayı valla davul zurna çalınarak adeta dikkat edin o sırada Atatürk Cumhurbaşkanı ve sözüm ona masonluk karıştı. Ama masonlar Ankara Karpiç'te büyük gürültüyle mason balosu düzenliyorlar. Şükrükaya, İçişleri Bakanı, Tevfik Rüştü Aras Dışişleri Bakanı, Hasan Saka yani o sırada milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Yardımcısı, Kazım Özalp, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Nevzat Tandoğan, meşhur Ankara'nın valisi, belediye başkanı. Özgün mason kıyafetiyle baloya katılıyorlar. Yani masonların karpişti. O tarihte balo düzenlemesini bir tarafa koyduk. Şimdi şuradaki kadroya bakar mısınız? İçişleri bakanı, dışişleri bakanı, Meclis Başkanı, Meclis Başkan Yardımcısı, Ankara Valisi, belediye vali ve belediye başkanı. Ulan geriye kim kaldı? Zaten bunlar da katılıyorlar. 2 3 katılmakla kalmıyorlar. Bir de mason localarındaki törenler sırasında giydikleri böyle işte eteklik meteklik falan tuhaf bir kıyafetleri vardır masonların seremonik. Bir de onu giyerek katılıyorlar. Ve bu sırada Cumhurbaşkanı Atatürk bu heriflerin günümüzdeki iddiasına göre locaları kapattı. Çünkü mason karşıtıydı. Yani pek çok örneğinde olduğu gibi arkadaşlar, şimdi bu noktada bütün şu maddi olgulara, gerçekliklere rağmen Atatürk'e mason karşıtıydı o yüzden kapattı dediklerinde aslında hakaret etmiş olurlar. Neden? Çünkü hepsini doğru kabul edersen o açıklamayı da gözünün önünde bunlar olduğu halde bunlara ses çıkarmıyor olması arkadaşlar. Yani Atatürk'ün şahsı adına, onun zihinsel yetenekleri adına, kişiliği adına son derece olumsuz bir durum ortaya koyar. Ben öyle bir şey iddia etmiyorum. Ama ulusalcıların ortada lök gibi bu maddi gerçeklikler varken gene de Atatürk masonluğa karşıydı demeleri aslında düşünebilen birisi için Atatürk'e hakaret anlamına gelir. Hani en affinden şunu söyleyeyim. Bu izaha göre Atatürk ne yaptığını bilen birisi değildi demektir. Bunlara hiç sesini çıkarmıyor ama locayı kapatacak kadar da masonluğa karşı. E bu nasıl iş paşam deriz yani. Sen bu kadar masonluk karşıtısın. Dış işlerini onlara teslim etmişsin. İç işlerini onlara teslim etmişsin. Meclisi başkan vekili de dahil olacak şekilde onlara teslim etmişsin. Başkentin valiliğini, belediye başkanlığını onlara teslim etmişsin. Yani gafletin bu derecesini arkadaşlar Atatürk değil bir kırkçisi bile yapmaz. O bile görür buradaki tehlikeyi. Devam. Numan Menemencioğlu üst düzey mason. Yani bu tarihte Dışişleri bürokrasisinin başındaki adam birkaç sene sonra dışişleri bakanı olacak. İnönü döneminde kaynak Aydoğan Vatandaş Monşer Saklı seçilmişler. Sayfa 144. Şükrükaya 33 dereceli mason. Yani malum masonlu 11'den 33'e kadar rütbe sistemi vardır. Şükrükaya zaten fesih kararını alan yönetim kurulunun da üyesi. En üst düzey mason. 33. Yani şunu söyleyeyim. Masonlukta 34 derece diye bir şey yok. 33'te bitiyor zaten. Kaynak Süleyman Yeşilyurt Türkiye'nin büyük masonları. Sayfa 19. Muhidin Üstündğ. Aynı tarihte İstanbul Valisi belediye başkanı mason aynı kaynak. Necmettin Sadak mesela basındaki en yakın kalemşörlerden bir tanesi. Aynı kaynak sayfa 53 54 mason. Evet. Localar kapandıktan sonra bürokratyada siyasi bütün masonlar görevlerine devam ettiler. Mesela bu kolektif bir çalışma olan yakın dönem Türk politik tarihi kitabının 60. sayfasında da özellikle altı çiziliyor. Yani olayın gerçeği budur. İşte bu durumda demek ki locaları kapatma Atatürk'ün masonluğa muhalif olmasından kaynaklanmıyor. Birazcık mürekkep yalamış olan ulusalcı tayfası şunu söyleyebilir ama Mahmut Esad Bozkurt. E bu da üst düzey. Birçok farklı bakanlıkta görev yapmış. Özellikle Adalet Bakanlığı'nda hukuk eğitimi aldığından ötürü Atatürk'e yakın mı yakın bu masonluk karıştı. Recep Peker gibi mesela. E demek ki böyleleri de var falan. Toplumsal tarih Eylül 1996 tarih 33. sayı 33. sayfa. Mahmut Esad Bozkurt arkadaşlar başta mason olmak istedi. Çok dengesiz bir kişiliğe sahip olduğu için yani kafayı çekip çekip sonra belinden tabancayı çıkartıp rastgele sağa sola sıkıyor falan. Yani böyle bir tip kişilik olarak ve alkolik aynı zamanda. O yüzden mason locası bunun üyelik başvurusunu kabul etmedi. Düşmanlık onun üzerine. Sonra evet düşman doğru yani. Giritli Şevki, sözüm ona, İzmir suikasti provokasyonunun hazırlayıcılarından birisiyle beraber gecenin birinde 30'lu yıllarda kafaları çekip çekip gidip İzmir Karşıyaka'daki Mason Derneği'nin kulüp binasını tabancalarıyla kurşun yağmuruna tutacak kadar. İşte o günlerin Türkiye'si böyle bir Türkiye. Adalet bakanı kafayı iyice güzelleştirince çekiyor revolveri. Bütün topu boşaltıyor işte canının sıkıldığı yere falan. O yüzden yani ne kadar haklı olarak eleştirirseniz eleştirin hükümeti, yönetimi falan siz gene de arkadaşlar beni dinlerseniz o günkü Türkiye yerine bugünkü Türkiye'de yaşıyor olmaktan ötürü rabbinizi hamdedin derim. İşte karşıt olan da bu. Diğer birkaç kişi daha var. Onların da gerekçeleri bu istikamette. Deyince şimdi esasen bu haftanın mevzusunu bitirdik.

    Girişte arz ettiğim gibi yani bu masonluk mevzusuna dair tek parti dönemi dört program. Bu birincisiydi. Bitti. Önümüzdeki haftanın hem fragmanı kabul edin hem de konu bütünlüğü açısından. Bu birinci başlıkta da yani Atatürk mason localarına niçin kapattı sorusunun da kapsamına gireceğinden ötürü kısa kısa şunları paylaşayım. Bu kısa kısa paylaşacaklarını önümüzdeki hafta ayrıntılarıyla hatta kaynağından bizzat okuyarak falan Allah izin verirse tekrar edeceğiz. Ana soruyu, çizgiyi unutmayın. Kapattı çünkü mason localarına karşıydı. Ne zaman? Ekim 1935. Dikkat. Ömer Özcan Doktor Tahsin Tola, sayfa 87. Haftaya okuyacağız bunu kaynağından. Mason loocalarının kapatılması bir danışıklı dövüştür. Çünkü önümüzdeki hafta programının adı neydi arkadaşlar sorusu. Mason locaları peki gerçekten kapatıldı mı? 2. Deniz Güner, sansür ve iktidar sayfa 104. Takip eden yıllarda mesela 1936 senesi gibi bakanlar kurulu kararıyla masonluk alehtarı yayınlar, kitaplar yasaklanıyor. Yani tam ulusalcı çelişkisi. Locaları kapatıyoruz çünkü masonluk karşıtayız. Bir sene sonra masonluğu eleştiren kitaplar bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanıyor. Yani argodaki ifadesiyle bu ne laana? Bu ne ne diyorlardı? Bu ne perhiz? Bu ne laana turşusu. Detayı bunun. Celil Bozkurt. Cevap Rıfat Atilan. Sayfa 87 893 132 135. Dünya nazarında Yahudilik ve masonluk isimli kitap Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı. Başka kitaplarda ve bana göre bu açıdan en güçlü olgu şudur. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Demokrat Parti, sayfa 94. 1938 senesinde vefatından kısa bir süre önce projesi bizzat Atatürk'ün kendisi tarafından kabul edilmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi binası ve kampüsünde yani şu anki bina odur. Avusturyalı mimar Holmeister'ın çizdiği, inşaatını başlattığı yüzlerce masonik sembolü var. Avusturyalı mimar çünkü üst düzey ve çok aktif bir mason. her yere bulaştırıyor ama sonunla onu yaptığı yani tabii eee pozisyonu itibarıyla bu kadar önemli bir siyasi binaya, merkeze hem de yüzlercesini yerleştirerek o masonik sembolleri projeyi hazırlıyor, çiziyor. Kocalarını kapatacak kadar masonluğa karşıydı." denilen Atatürk, baştan aşağı mason sembolleriyle doldurulmuş olan meclis binası projesini aynen kabul ediyor. Yani şunu da söyleyeyim. O semboller bugün içinde meclis binasında kampüsteki diğer binalarda mevcut. derseniz ki hani ya hani öncekileri anladık da ama bu 22 senelik AK Parti iktidarı Evet. Yani o sembolleri tek tespit edip kaldırmak, tabiri caizse binayı temizlemek, herhangi bir ihale, rant ve arsa işiyile bağlantılı olmadığı için tabii AK Parti hükümetleri buna çok ilgi göstermemişlerdir, önemsememişlerdir. Yani onların mazereti odur. Halihazırda duruyor bunlar. ana eksenden uzaklaşmayalım. E şimdi bu durumda Atatürk nasıl mason karıştı? Gene aynı yere geri döndük. Yani hem bunu yaptı, bunları yaptı, hem aynı zamanda mason karşıtıydı dediğiniz vakit esasen psikolojik açıdan kişilik yapısı özellikleri itibariyla falan Atatürk'e hakaret etmiş olursunuz. Dikkatli olun. Yani sonra acar bir savcıya yakalandınız mı 5816'dan size gününüzü gösterir arkadaşlar.

    Dolayısıyla önümüzdeki haftanın konusunu, sorusunu zaten duyurmuş olduk. Tekrar edelim. Mason locaları gerçekten kapatıldı mı? 18 Ekim Cumartesi akşamı saat 22'de Allah'ın izni ve inayetiyle o vakte kadar ebeden ve daima sizleri kendisine emanet edilenleri zayi etmeyen Allah'a emanet ediyorum. Hayırlı geceler ve hayırlı uykular diliyorum.

Videoyu izlemek için altta ki linke  tıklayın