Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RESMİ TARİHE SORUYORUZ-23: İLK MECLİS LOZAN'I KABUL EDER MİYDİ?

 Bismillahirrahmanirrahim. Allah'a hamd, Allah'ın Resulüne salat ve selam olsun arkadaşlar. Hayırlı akşamlar. Bu hafta resmi tarihe sorumuz: 1. Meclis Lozan'ı kabul eder miydi? Baştan söyleyeyim; ben kendi kanaatimi, bu soruya cevabımı kesinlikle "kabul etmezdi" şeklinde veriyorum. Peki, ne demek istedik? Şimdi bunu açmaya başlayalım. Lozan Konferansı arkadaşlar, 20 Kasım 1922 günü toplandı. 1923 Şubatının ilk günlerine kadar "birinci bölüm" olarak adlandırdığımız kısmı devam etti. Sonra kilitlendi. 5 Şubat 1923'te konferansa ara verildi. Ta ki Nisan ayının ortalarına kadar bütün delegeler kendi memleketlerine geri döndüler. İsmet Paşa delegasyonla Türkiye'ye geldi. Türkiye'ye geldikten sonra mecliste Lozan Konferansı ile ilgili çok şiddetli oturumlar, çok hararetli tartışmalar yaşandı. O oturumlarda hükümete, yönetime ve İsmet Paşa'ya; "Siz bu konferans sürecinde Türkiye'nin çıkarlarını temsil edemiyorsunuz, takip edemiyorsunuz...

BİR KARŞILAŞTIRMA: ATATÜRK VE HİTLER'İN SİYASİ FELSEFELERİ

 Bismillahirrahmanirrahim. Allah'a hamd, Allah'ın Resulüne salat ve selam olsun arkadaşlar. Sizlere de hayırlı akşamlar. Regaip Kandiliniz mübarek olsun. Bu akşam Kemal Atatürk ile Adolf Hitler'in siyasi felsefeleri arasında bir karşılaştırma yapıyoruz ve meselenin temeli olarak diyorum ki siyasi felsefeleri özünde birbirinin aynısıydı; araya karbon kağıdı konmuşçasına. Çünkü her ikisi de kendilerini milletlerinin, milli iradenin tek başına temsilcisi olarak kabul ediyorlardı. Sonra bütün siyasi düşüncelerini ve icraatlarını bu temel üzerine inşa ediyorlardı. Yani Kemal Atatürk dedi, Adolf Hitler dedi. Anlayış şu: Alman milleti eşittir Hitler, Türk milleti eşittir Kemal Atatürk. Hatta hatta Kemal Atatürk bu konuda bana göre Hitler'e göre daha spesifiktir, daha ileri gitmiştir. Çünkü onda ayrıca "milli sır" kavramı da var. Yani diyor ki: "Ben yüzyıllardan beridir Türk milletinin bilinçaltında oluşmuş olan isteklerini, arzularını bilinçüstüne çıkarttım. Onl...

"ÖTEKİ" AFET İNAN

 Bismillah. Allah'a hamd, Allah'ın Resulüne salat ve selam olsun arkadaşlar. Sizlere de hayırlı akşamlar. Şimdi ister "Öteki Afet İnan" diyelim, ister bir iki yani "Resmi Afet İnan" diyelim. Her iki durumda da aynı şekilde eşit olarak geçerli olan bir temel, çok önemli hakikat vardır. Afet İnan, Kemal Atatürk'ün çok çok yakını olan bir isimdir. Evet. Şimdi öyleyse resmi Afet İnan'dan alarak yürüyelim arkadaşlar. 1925 senesinde bir kız öğretmen okulunda yapmış olduğu denetleme sırasında Afet İnan'ı Kemal Atatürk keşfetti ve onu manevi evlat olarak aldı. Ama bu Afet'in işte yetim oluşundan ya da ailesinin fakir oluşundan değildi. Babası vardı. Babası ziraat müdürüydü. Dolayısıyla hem mevki, sosyal statü hem de buna dayalı olarak maddi gelir itibarıyla Afet aslında himayeye muhtaç bir kız, genç kız değildi. Ama ona rağmen resmi tarihin anlatımına göre Kemal Paşa onda keşfetmiş olduğu cevher nedeniyle Afet İnan'ı manevi evlatları arasına dahi...